| Plural | agglomerates |
| Third Person Singular | agglomerates |
| Present Participle | agglomerating |
| Past Tense | agglomerated |
| Past Participle | agglomerated |
the city's population is an agglomerate of people from all over the world.
şehir nüfusu, dünya çapından insanlardan oluşan bir yığınaktır.
the factory's output was an agglomerate of various products.
fabrikadaki üretim, çeşitli ürünlerden oluşan bir yığınaktı.
a small agglomerate of buildings stood on the hilltop.
tepede küçük bir bina yığını vardı.
the company's marketing strategy aims to agglomerate customers around a specific brand.
şirketin pazarlama stratejisi, belirli bir marka etrafında müşterileri bir araya getirmeyi amaçlar.
they formed an agglomerate of resistance against the new law.
yeni yasağa karşı bir direniş yığını oluşturdular.
the artist's work is a fascinating agglomerate of different styles and techniques.
sanatçının çalışması, farklı stiller ve tekniklerin büyüleyici bir yığınıdır.
the data analysis revealed an agglomerate of patterns in consumer behavior.
veri analizi, tüketici davranışlarında bir örüntü yığını ortaya çıkardı.
the geological formations in the area are an agglomerate of ancient rock layers.
bu bölgedeki jeolojik oluşumlar, antik kaya katmanlarının bir yığınıdır.
scientists observed an agglomerate of microorganisms forming in the petri dish.
bilim insanları, petri kabında mikroorganizmaların bir yığını oluştuğunu gözlemlediler.
the city's population is an agglomerate of people from all over the world.
şehir nüfusu, dünya çapından insanlardan oluşan bir yığınaktır.
the factory's output was an agglomerate of various products.
fabrikadaki üretim, çeşitli ürünlerden oluşan bir yığınaktı.
a small agglomerate of buildings stood on the hilltop.
tepede küçük bir bina yığını vardı.
the company's marketing strategy aims to agglomerate customers around a specific brand.
şirketin pazarlama stratejisi, belirli bir marka etrafında müşterileri bir araya getirmeyi amaçlar.
they formed an agglomerate of resistance against the new law.
yeni yasağa karşı bir direniş yığını oluşturdular.
the artist's work is a fascinating agglomerate of different styles and techniques.
sanatçının çalışması, farklı stiller ve tekniklerin büyüleyici bir yığınıdır.
the data analysis revealed an agglomerate of patterns in consumer behavior.
veri analizi, tüketici davranışlarında bir örüntü yığını ortaya çıkardı.
the geological formations in the area are an agglomerate of ancient rock layers.
bu bölgedeki jeolojik oluşumlar, antik kaya katmanlarının bir yığınıdır.
scientists observed an agglomerate of microorganisms forming in the petri dish.
bilim insanları, petri kabında mikroorganizmaların bir yığını oluştuğunu gözlemlediler.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir