| Plural | attractivenesses |
physical attractiveness
fiziksel çekicilik
experts measure the attractiveness of pages by how sticky they are.
Uzmanlar, sayfaların ne kadar yapışkan olduğuyla sayfaların çekiciliğini ölçerler.
The highlight of the evening,however,is Joanna Burling's wife,who seizes the imagination of the audience with her mixtur of resignation and attractiveness that is just beginning to fade.
Ancak, akşamın en önemli anı, Joanna Burling'in eşiydi; o, seyircinin hayal gücünü, yeni yeni yok olmaya başlayan teslimiyet ve çekiciliğin karışımıyla ele geçiriyordu.
Physical attractiveness plays a role in first impressions.
Fiziksel çekicilik, ilk izlenimlerde rol oynar.
Her charm and attractiveness captivated everyone in the room.
Onun çekiciliği ve cazibesi odadaki herkesi büyüledi.
Many people believe that confidence adds to attractiveness.
Birçok insan, özgüvenin çekiciliği artırdığına inanır.
A sense of humor can greatly enhance someone's attractiveness.
Mizah anlayışı, birinin çekiciliğini büyük ölçüde artırabilir.
The attractiveness of the product influenced the buying decision.
Ürünün çekiciliği satın alma kararını etkiledi.
Cultural differences can impact perceptions of attractiveness.
Kültürel farklılıklar, çekicilik algısını etkileyebilir.
Kindness is often associated with attractiveness.
Kindlik genellikle çekicilikle ilişkilidir.
The company used celebrity endorsements to boost the attractiveness of their brand.
Şirket, markalarının çekiciliğini artırmak için ünlü kişilerin onaylarını kullandı.
Personal style can contribute to one's overall attractiveness.
Kişisel stil, genel çekiciliğe katkıda bulunabilir.
Studies show that symmetry is linked to attractiveness.
Araştırmalar, simetrin çekicilikle ilişkili olduğunu gösteriyor.
physical attractiveness
fiziksel çekicilik
experts measure the attractiveness of pages by how sticky they are.
Uzmanlar, sayfaların ne kadar yapışkan olduğuyla sayfaların çekiciliğini ölçerler.
The highlight of the evening,however,is Joanna Burling's wife,who seizes the imagination of the audience with her mixtur of resignation and attractiveness that is just beginning to fade.
Ancak, akşamın en önemli anı, Joanna Burling'in eşiydi; o, seyircinin hayal gücünü, yeni yeni yok olmaya başlayan teslimiyet ve çekiciliğin karışımıyla ele geçiriyordu.
Physical attractiveness plays a role in first impressions.
Fiziksel çekicilik, ilk izlenimlerde rol oynar.
Her charm and attractiveness captivated everyone in the room.
Onun çekiciliği ve cazibesi odadaki herkesi büyüledi.
Many people believe that confidence adds to attractiveness.
Birçok insan, özgüvenin çekiciliği artırdığına inanır.
A sense of humor can greatly enhance someone's attractiveness.
Mizah anlayışı, birinin çekiciliğini büyük ölçüde artırabilir.
The attractiveness of the product influenced the buying decision.
Ürünün çekiciliği satın alma kararını etkiledi.
Cultural differences can impact perceptions of attractiveness.
Kültürel farklılıklar, çekicilik algısını etkileyebilir.
Kindness is often associated with attractiveness.
Kindlik genellikle çekicilikle ilişkilidir.
The company used celebrity endorsements to boost the attractiveness of their brand.
Şirket, markalarının çekiciliğini artırmak için ünlü kişilerin onaylarını kullandı.
Personal style can contribute to one's overall attractiveness.
Kişisel stil, genel çekiciliğe katkıda bulunabilir.
Studies show that symmetry is linked to attractiveness.
Araştırmalar, simetrin çekicilikle ilişkili olduğunu gösteriyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir