The autocratic ruler made all decisions without consulting anyone.
Otoriter lider, hiç kimseyi danışmadan tüm kararları alıyordu.
The autocratic boss never listened to his employees' suggestions.
Otoriter patron, çalışanlarının önerilerini asla dinlemedi.
Under the autocratic regime, freedom of speech was severely restricted.
Otoriter rejimin altında, ifade özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlandı.
The autocratic leader's power was absolute and unquestioned.
Otoriter liderin gücü mutlak ve sorgulanmayan bir şeydi.
The autocratic management style led to low morale among the employees.
Otoriter yönetim tarzı, çalışanlar arasında düşük bir moral seviyesine yol açtı.
The autocratic system stifled innovation and creativity.
Otoriter sistem, yeniliği ve yaratıcılığı boğdu.
The autocratic government cracked down on dissenting voices.
Otoriter hükümet, muhalif sesleri bastırdı.
The autocratic decision-making process left no room for discussion.
Otoriter karar alma süreci, tartışmaya yer bırakmadı.
The autocratic leader's rule was characterized by fear and oppression.
Otoriter liderin yönetimi, korku ve baskıyla karakterizeydi.
Citizens under the autocratic regime had limited civil liberties.
Otoriter rejim altında vatandaşların sınırlı sivil özgürlükleri vardı.
The autocratic ruler made all decisions without consulting anyone.
Otoriter lider, hiç kimseyi danışmadan tüm kararları alıyordu.
The autocratic boss never listened to his employees' suggestions.
Otoriter patron, çalışanlarının önerilerini asla dinlemedi.
Under the autocratic regime, freedom of speech was severely restricted.
Otoriter rejimin altında, ifade özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlandı.
The autocratic leader's power was absolute and unquestioned.
Otoriter liderin gücü mutlak ve sorgulanmayan bir şeydi.
The autocratic management style led to low morale among the employees.
Otoriter yönetim tarzı, çalışanlar arasında düşük bir moral seviyesine yol açtı.
The autocratic system stifled innovation and creativity.
Otoriter sistem, yeniliği ve yaratıcılığı boğdu.
The autocratic government cracked down on dissenting voices.
Otoriter hükümet, muhalif sesleri bastırdı.
The autocratic decision-making process left no room for discussion.
Otoriter karar alma süreci, tartışmaya yer bırakmadı.
The autocratic leader's rule was characterized by fear and oppression.
Otoriter liderin yönetimi, korku ve baskıyla karakterizeydi.
Citizens under the autocratic regime had limited civil liberties.
Otoriter rejim altında vatandaşların sınırlı sivil özgürlükleri vardı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir