Miranda beckoned to Adam.
Miranda Adam'ı yanına çağırdı.
he beckoned Cameron over.
O Cameron'ı yanına çağırdı.
Lush grasslands beckoned the herdsman.
Verimli çayırlar çobanları kendine çekti.
He beckoned with his hand.
Elini kaldırarak çağırdı.
The dean beckoned to me to come mearer.
Dekan, yanıma gelmemi işaret etti.
The pedlar beckoned me to follow him.
Satıcı beni onu takip etmemi işaret etti.
He beckoned me to come nearer.
Beni yanına gelmemi işaret etti.
Claus beckoned to him excitedly.
Claus heyecanla onu çağırdı.
An entirely new era, the era of knowledge economy, is beckoning us on.
Tamamen yeni bir çağ, bilgi ekonomisi çağı, bizi kendine çekiyor.
She crooked her finger to beckon him.
Onu çağırmak için parmağını kıvırarak işaret etti.
The seated figure in the corner beckoned me over.
Köşedeki oturan figür beni yanına çağırdı.
In both sides of the road, they wear fluey hats, shack the branches and leaves.It seems to beckon to the passerby and show their lives and beauty.
Yolun her iki tarafında, tüylü şapkalar takıyor, dalları ve yaprakları sallıyorlar. Geçenlere görünerek hayatlarını ve güzelliklerini göstermeye benziyor.
Miranda beckoned to Adam.
Miranda Adam'ı yanına çağırdı.
he beckoned Cameron over.
O Cameron'ı yanına çağırdı.
Lush grasslands beckoned the herdsman.
Verimli çayırlar çobanları kendine çekti.
He beckoned with his hand.
Elini kaldırarak çağırdı.
The dean beckoned to me to come mearer.
Dekan, yanıma gelmemi işaret etti.
The pedlar beckoned me to follow him.
Satıcı beni onu takip etmemi işaret etti.
He beckoned me to come nearer.
Beni yanına gelmemi işaret etti.
Claus beckoned to him excitedly.
Claus heyecanla onu çağırdı.
An entirely new era, the era of knowledge economy, is beckoning us on.
Tamamen yeni bir çağ, bilgi ekonomisi çağı, bizi kendine çekiyor.
She crooked her finger to beckon him.
Onu çağırmak için parmağını kıvırarak işaret etti.
The seated figure in the corner beckoned me over.
Köşedeki oturan figür beni yanına çağırdı.
In both sides of the road, they wear fluey hats, shack the branches and leaves.It seems to beckon to the passerby and show their lives and beauty.
Yolun her iki tarafında, tüylü şapkalar takıyor, dalları ve yaprakları sallıyorlar. Geçenlere görünerek hayatlarını ve güzelliklerini göstermeye benziyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir