a captivating captivator
büyüleyici bir büyüleyici
captivator's charm
büyüleyicinin çekiciliği
be a captivator
bir büyüleyici ol
the captivator
büyüleyici
captivator spoke
büyüleyici konuştu
captivator emerged
büyüleyici ortaya çıktı
captivator's voice
büyüleyicinin sesi
the charismatic speaker was a true captivator of the audience.
Karizmatik konuşmacı, kitlenin gerçek bir büyüsünü yakalayan birisiydi.
her captivating performance made her a captivator of hearts.
Onun büyüleyici performansı, onu kalpleri çalan birisi yaptı.
the film's stunning visuals were a major captivator for the viewers.
Filmin çarpıcı görselleri, izleyiciler için büyük bir çekimkaynağıydı.
he is a natural captivator, effortlessly drawing people into conversation.
O doğal bir çekimkaynağıdır, insanları konuşmaya çekmek için çaba harcamaz.
the museum's exhibits proved to be a captivator for visitors of all ages.
Müzenin sergileri, her yaştan ziyaretçi için bir çekimkaynağı olduğunu kanıtladı.
the captivating melody of the song was a captivator for the entire room.
Şarkının büyüleyici melodisi, tüm odayı çeken bir şeydi.
as a skilled storyteller, she was a captivator of young minds.
Güler bir hikaye anlatıcısı olarak, o genç zihinleri çalan birisiydi.
the captivating landscape served as a captivator for the hiking group.
Büyüleyici manzara, yürüyüş grubu için bir çekimkaynağı oldu.
the captivating design of the building made it a captivator for passersby.
Binanın büyüleyici tasarımı, onu geçenler için bir çekimkaynağı yaptı.
the captivating mystery kept the readers as a captivator throughout the novel.
Büyüleyici gizem, okuyucuları roman boyunca bir çekimkaynağı olarak tuttu.
the captivating debate proved to be a captivator for the political science students.
Büyüleyici tartışma, siyaset bilimi öğrencileri için bir çekimkaynağı olduğunu kanıtladı.
a captivating captivator
büyüleyici bir büyüleyici
captivator's charm
büyüleyicinin çekiciliği
be a captivator
bir büyüleyici ol
the captivator
büyüleyici
captivator spoke
büyüleyici konuştu
captivator emerged
büyüleyici ortaya çıktı
captivator's voice
büyüleyicinin sesi
the charismatic speaker was a true captivator of the audience.
Karizmatik konuşmacı, kitlenin gerçek bir büyüsünü yakalayan birisiydi.
her captivating performance made her a captivator of hearts.
Onun büyüleyici performansı, onu kalpleri çalan birisi yaptı.
the film's stunning visuals were a major captivator for the viewers.
Filmin çarpıcı görselleri, izleyiciler için büyük bir çekimkaynağıydı.
he is a natural captivator, effortlessly drawing people into conversation.
O doğal bir çekimkaynağıdır, insanları konuşmaya çekmek için çaba harcamaz.
the museum's exhibits proved to be a captivator for visitors of all ages.
Müzenin sergileri, her yaştan ziyaretçi için bir çekimkaynağı olduğunu kanıtladı.
the captivating melody of the song was a captivator for the entire room.
Şarkının büyüleyici melodisi, tüm odayı çeken bir şeydi.
as a skilled storyteller, she was a captivator of young minds.
Güler bir hikaye anlatıcısı olarak, o genç zihinleri çalan birisiydi.
the captivating landscape served as a captivator for the hiking group.
Büyüleyici manzara, yürüyüş grubu için bir çekimkaynağı oldu.
the captivating design of the building made it a captivator for passersby.
Binanın büyüleyici tasarımı, onu geçenler için bir çekimkaynağı yaptı.
the captivating mystery kept the readers as a captivator throughout the novel.
Büyüleyici gizem, okuyucuları roman boyunca bir çekimkaynağı olarak tuttu.
the captivating debate proved to be a captivator for the political science students.
Büyüleyici tartışma, siyaset bilimi öğrencileri için bir çekimkaynağı olduğunu kanıtladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir