contaminating water
su kirliliği
contaminating soil
toprak kirliliği
contaminating air
hava kirliliği
contaminating substances
kirletici maddeler
contaminating waste
kirletici atık
contaminating chemicals
kirletici kimyasallar
contaminating agents
kirletici maddeler
contaminating bacteria
kirletici bakteriler
contaminating food
kirletilmiş gıda
contaminating environment
çevre kirliliği
contaminating the water supply can lead to serious health issues.
Su kaynağını kirletmek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
the factory was fined for contaminating the local environment.
Fabrika, yerel çevreyi kirlettiği için para cezasına çarptırıldı.
contaminating food with harmful substances is illegal.
Zararlı maddelerle yiyecekleri kirletmek yasa dışıdır.
the oil spill is contaminating the coastline.
Petrol sızıntısı kıyı şeridini kirletiyor.
they are working to prevent contaminating the air with emissions.
Havayı emisyonlarla kirletmeyi önlemek için çalışıyorlar.
contaminating the soil can affect crop yields.
Toprağı kirletmek ürün verimini etkileyebilir.
we must take steps to avoid contaminating our drinking water.
İçme suyumuzu kirletmemek için önlem almalıyız.
contaminating the laboratory with foreign substances is unacceptable.
Laboratuvarı yabancı maddelerle kirletmek kabul edilemez.
the report highlighted the risks of contaminating natural habitats.
Rapor, doğal yaşam alanlarını kirletme risklerini vurguladı.
contaminating public spaces with litter is a growing concern.
Kamusal alanları çöp ile kirletmek giderek artan bir endişe kaynağıdır.
contaminating water
su kirliliği
contaminating soil
toprak kirliliği
contaminating air
hava kirliliği
contaminating substances
kirletici maddeler
contaminating waste
kirletici atık
contaminating chemicals
kirletici kimyasallar
contaminating agents
kirletici maddeler
contaminating bacteria
kirletici bakteriler
contaminating food
kirletilmiş gıda
contaminating environment
çevre kirliliği
contaminating the water supply can lead to serious health issues.
Su kaynağını kirletmek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
the factory was fined for contaminating the local environment.
Fabrika, yerel çevreyi kirlettiği için para cezasına çarptırıldı.
contaminating food with harmful substances is illegal.
Zararlı maddelerle yiyecekleri kirletmek yasa dışıdır.
the oil spill is contaminating the coastline.
Petrol sızıntısı kıyı şeridini kirletiyor.
they are working to prevent contaminating the air with emissions.
Havayı emisyonlarla kirletmeyi önlemek için çalışıyorlar.
contaminating the soil can affect crop yields.
Toprağı kirletmek ürün verimini etkileyebilir.
we must take steps to avoid contaminating our drinking water.
İçme suyumuzu kirletmemek için önlem almalıyız.
contaminating the laboratory with foreign substances is unacceptable.
Laboratuvarı yabancı maddelerle kirletmek kabul edilemez.
the report highlighted the risks of contaminating natural habitats.
Rapor, doğal yaşam alanlarını kirletme risklerini vurguladı.
contaminating public spaces with litter is a growing concern.
Kamusal alanları çöp ile kirletmek giderek artan bir endişe kaynağıdır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir