| Plural | dampeners |
a dampener
bir bastırıcı
dampener effect
bastırıcı etkisi
a dampener on
bir bastırıcı üzerinde
acting as a dampener
bir bastırıcı gibi davranan
significant dampener
önemli bir bastırıcı
major dampener
büyük bir bastırıcı
be a dampener
bir bastırıcı olmak
felt a dampener
bir bastırıcı hissetti
the rainy weather was a real dampener on our picnic plans.
yağmurlu hava, piknik planlarımıza büyük bir hayal kırıklığı yaşattı.
rising interest rates can be a dampener on the housing market.
yükselen faiz oranları, konut piyasasını olumsuz etkileyebilir.
negative feedback acted as a dampener on her enthusiasm for the project.
olumsuz geri bildirim, projeye olan heyecanını azalttı.
the unexpected delay proved to be a significant dampener on our schedule.
beklenmedik gecikme, programımızı önemli ölçüde etkiledi.
the lack of funding was a major dampener on the research team's progress.
finansman eksikliği, araştırma ekibinin ilerlemesini olumsuz etkiledi.
his constant complaining was a dampener on the team's morale.
sürekli şikayetleri, takımın moralini bozdu.
the economic downturn was a dampener on business investment.
ekonomik durgunluk, iş dünyası yatırımlarını olumsuz etkiledi.
the noise from the construction site was a dampener on our ability to concentrate.
şantiye gürültüsü, konsantre olma yeteneğimizi olumsuz etkiledi.
the disappointing results were a dampener on the team's celebrations.
hayal kırıklığı yaratan sonuçlar, takımın kutlamalarını gölgeledi.
uncertainty in the market can be a dampener on investor confidence.
piyadaki belirsizlik, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebilir.
the heavy traffic was a dampener on our journey to the coast.
yoğun trafik, sahile yaptığımız yolculuğu olumsuz etkiledi.
a dampener
bir bastırıcı
dampener effect
bastırıcı etkisi
a dampener on
bir bastırıcı üzerinde
acting as a dampener
bir bastırıcı gibi davranan
significant dampener
önemli bir bastırıcı
major dampener
büyük bir bastırıcı
be a dampener
bir bastırıcı olmak
felt a dampener
bir bastırıcı hissetti
the rainy weather was a real dampener on our picnic plans.
yağmurlu hava, piknik planlarımıza büyük bir hayal kırıklığı yaşattı.
rising interest rates can be a dampener on the housing market.
yükselen faiz oranları, konut piyasasını olumsuz etkileyebilir.
negative feedback acted as a dampener on her enthusiasm for the project.
olumsuz geri bildirim, projeye olan heyecanını azalttı.
the unexpected delay proved to be a significant dampener on our schedule.
beklenmedik gecikme, programımızı önemli ölçüde etkiledi.
the lack of funding was a major dampener on the research team's progress.
finansman eksikliği, araştırma ekibinin ilerlemesini olumsuz etkiledi.
his constant complaining was a dampener on the team's morale.
sürekli şikayetleri, takımın moralini bozdu.
the economic downturn was a dampener on business investment.
ekonomik durgunluk, iş dünyası yatırımlarını olumsuz etkiledi.
the noise from the construction site was a dampener on our ability to concentrate.
şantiye gürültüsü, konsantre olma yeteneğimizi olumsuz etkiledi.
the disappointing results were a dampener on the team's celebrations.
hayal kırıklığı yaratan sonuçlar, takımın kutlamalarını gölgeledi.
uncertainty in the market can be a dampener on investor confidence.
piyadaki belirsizlik, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebilir.
the heavy traffic was a dampener on our journey to the coast.
yoğun trafik, sahile yaptığımız yolculuğu olumsuz etkiledi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir