skilled discerner
Uzman ayırıcı
discerner of truth
Gerçekliği ayırt eden
being a discerner
Bir ayırıcı olmak
discerner's eye
Ayırt edenin gözü
discerning discerner
Ayırt eden ayırıcı
discerner sought
Ayırt eden aranan
a discerner
Bir ayırıcı
discerner's talent
Ayırt edenin yeteneği
discerner's choice
Ayırt edenin seçimi
discerner's view
Ayırt edenin görüşü
a discerning eye can spot a fake painting from a mile away.
İnce bir göz, bir mile uzaktan bir sahte tabloyu fark edebilir.
she is a discerning consumer, always researching before buying.
o, satın almadan önce daima araştırma yapan bir seçici tüketicidir.
he's a discerning reader, choosing books with care and thought.
o, dikkatle ve düşünerek kitap seçen bir seçici okur.
the discerning traveler seeks authentic experiences, not just tourist traps.
seçici yolcu, sadece turist tuzakları değil, gerçek deneyimler arar.
a discerning palate appreciates the subtle nuances of fine wine.
seçici bir lezzet anlayışı, ince detayları fark edebilir.
he proved himself a discerning judge, making fair and impartial decisions.
o, adil ve tarafsız kararlar vererek kendini bir seçici yargıç olarak ispat etti.
the discerning investor looks for companies with strong growth potential.
seçici yatırımcı, güçlü büyüme potansiyeline sahip şirketleri arar.
she's a discerning collector of antique furniture.
o, eski mobilya toplayıcısı olarak seçici bir toplayıcıdır.
a discerning audience responded positively to the innovative performance.
seçici bir izleyici kitlesi, yaratıcı performansı olumlu bir şekilde karşıladı.
he is a discerning critic, known for his insightful reviews.
o, bilgili incelemeleriyle bilinen bir seçici eleştirmen.
the discerning homeowner prioritizes energy efficiency and sustainable design.
seçici ev sahibi, enerji verimliliği ve sürdürülebilir tasarım önceliklidir.
skilled discerner
Uzman ayırıcı
discerner of truth
Gerçekliği ayırt eden
being a discerner
Bir ayırıcı olmak
discerner's eye
Ayırt edenin gözü
discerning discerner
Ayırt eden ayırıcı
discerner sought
Ayırt eden aranan
a discerner
Bir ayırıcı
discerner's talent
Ayırt edenin yeteneği
discerner's choice
Ayırt edenin seçimi
discerner's view
Ayırt edenin görüşü
a discerning eye can spot a fake painting from a mile away.
İnce bir göz, bir mile uzaktan bir sahte tabloyu fark edebilir.
she is a discerning consumer, always researching before buying.
o, satın almadan önce daima araştırma yapan bir seçici tüketicidir.
he's a discerning reader, choosing books with care and thought.
o, dikkatle ve düşünerek kitap seçen bir seçici okur.
the discerning traveler seeks authentic experiences, not just tourist traps.
seçici yolcu, sadece turist tuzakları değil, gerçek deneyimler arar.
a discerning palate appreciates the subtle nuances of fine wine.
seçici bir lezzet anlayışı, ince detayları fark edebilir.
he proved himself a discerning judge, making fair and impartial decisions.
o, adil ve tarafsız kararlar vererek kendini bir seçici yargıç olarak ispat etti.
the discerning investor looks for companies with strong growth potential.
seçici yatırımcı, güçlü büyüme potansiyeline sahip şirketleri arar.
she's a discerning collector of antique furniture.
o, eski mobilya toplayıcısı olarak seçici bir toplayıcıdır.
a discerning audience responded positively to the innovative performance.
seçici bir izleyici kitlesi, yaratıcı performansı olumlu bir şekilde karşıladı.
he is a discerning critic, known for his insightful reviews.
o, bilgili incelemeleriyle bilinen bir seçici eleştirmen.
the discerning homeowner prioritizes energy efficiency and sustainable design.
seçici ev sahibi, enerji verimliliği ve sürdürülebilir tasarım önceliklidir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir