dissuaded from action
eylemden caydırılmış
dissuaded by advice
tavsiye ile caydırılmış
dissuaded from risk
riskten caydırılmış
dissuaded by fear
korkuyla caydırılmış
dissuaded from decision
karardan caydırılmış
dissuaded by others
başkaları tarafından caydırılmış
dissuaded from change
değişiklikten caydırılmış
dissuaded by circumstances
koşullarla caydırılmış
dissuaded from pursuit
takip etmekten caydırılmış
dissuaded by doubt
şüpheyle caydırılmış
she dissuaded him from making a hasty decision.
O'nu aceleci bir karar vermekten vazgeçirdi.
the teacher dissuaded the students from cheating on the exam.
Öğretmen öğrencileri sınavda hile yapmaktan vazgeçirdi.
he was dissuaded by his friends from taking that risky job.
O, o riskli işi yapmaktan arkadaşlarının onu vazgeçirmesiyle caydı.
they dissuaded her from investing in that failing company.
Onu iflas eden şirkete yatırım yapmaktan vazgeçirdiler.
she dissuaded him from pursuing a career in acting.
O'nu oyunculuk kariyerine giden yolda ilerlemekten vazgeçirdi.
his parents dissuaded him from traveling alone.
Onun ebeveynleri onu yalnız seyahat etmekten vazgeçirdi.
the doctor dissuaded her from undergoing unnecessary surgery.
Doktor gereksiz ameliyat geçirmesinden onu vazgeçirdi.
friends tried to dissuade him from buying the expensive car.
Arkadaşlar onu pahalı arabayı almaktan vazgeçirmeye çalıştılar.
she dissuaded her brother from skipping school.
O, kardeşini okuldan kaçırmaktan vazgeçirdi.
the coach dissuaded the player from overtraining.
Antrenör oyuncuyu aşırı antrenmandan vazgeçirdi.
dissuaded from action
eylemden caydırılmış
dissuaded by advice
tavsiye ile caydırılmış
dissuaded from risk
riskten caydırılmış
dissuaded by fear
korkuyla caydırılmış
dissuaded from decision
karardan caydırılmış
dissuaded by others
başkaları tarafından caydırılmış
dissuaded from change
değişiklikten caydırılmış
dissuaded by circumstances
koşullarla caydırılmış
dissuaded from pursuit
takip etmekten caydırılmış
dissuaded by doubt
şüpheyle caydırılmış
she dissuaded him from making a hasty decision.
O'nu aceleci bir karar vermekten vazgeçirdi.
the teacher dissuaded the students from cheating on the exam.
Öğretmen öğrencileri sınavda hile yapmaktan vazgeçirdi.
he was dissuaded by his friends from taking that risky job.
O, o riskli işi yapmaktan arkadaşlarının onu vazgeçirmesiyle caydı.
they dissuaded her from investing in that failing company.
Onu iflas eden şirkete yatırım yapmaktan vazgeçirdiler.
she dissuaded him from pursuing a career in acting.
O'nu oyunculuk kariyerine giden yolda ilerlemekten vazgeçirdi.
his parents dissuaded him from traveling alone.
Onun ebeveynleri onu yalnız seyahat etmekten vazgeçirdi.
the doctor dissuaded her from undergoing unnecessary surgery.
Doktor gereksiz ameliyat geçirmesinden onu vazgeçirdi.
friends tried to dissuade him from buying the expensive car.
Arkadaşlar onu pahalı arabayı almaktan vazgeçirmeye çalıştılar.
she dissuaded her brother from skipping school.
O, kardeşini okuldan kaçırmaktan vazgeçirdi.
the coach dissuaded the player from overtraining.
Antrenör oyuncuyu aşırı antrenmandan vazgeçirdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir