emotional distresses
duygusal sıkıntılar
financial distresses
mali sıkıntılar
psychological distresses
psikolojik sıkıntılar
physical distresses
fiziksel sıkıntılar
social distresses
sosyal sıkıntılar
acute distresses
akut sıkıntılar
chronic distresses
kronik sıkıntılar
personal distresses
kişisel sıkıntılar
distresses experienced
yaşanan sıkıntılar
her financial distresses were overwhelming.
finansal sıkıntıları çok büyüktü.
the report highlighted the distresses faced by the community.
rapor, toplumun karşı karşıya olduğu sıkıntıları vurguladı.
he expressed his distresses about the job market.
iş piyasası hakkında sıkıntılarını dile getirdi.
many students experience emotional distresses during exams.
pek çok öğrenci sınavlarda duygusal sıkıntılar yaşar.
the distresses of the refugees were evident in their eyes.
mültecilerin sıkıntıları gözlerinden belliydi.
she found comfort in sharing her distresses with friends.
arkadaşlarıyla sıkıntılarını paylaşarak teselli buldu.
the documentary focused on the distresses of climate change.
belgesel, iklim değişikliğinin neden olduğu sıkıntıları konu aldı.
his distresses were compounded by the lack of support.
destek eksikliği sıkıntılarını daha da artırdı.
she wrote a book about the distresses of mental health.
zihinsel sağlık sorunlarının sıkıntıları hakkında bir kitap yazdı.
understanding the distresses of others can foster empathy.
başkalarının sıkıntılarını anlamak empatiyi artırabilir.
emotional distresses
duygusal sıkıntılar
financial distresses
mali sıkıntılar
psychological distresses
psikolojik sıkıntılar
physical distresses
fiziksel sıkıntılar
social distresses
sosyal sıkıntılar
acute distresses
akut sıkıntılar
chronic distresses
kronik sıkıntılar
personal distresses
kişisel sıkıntılar
distresses experienced
yaşanan sıkıntılar
her financial distresses were overwhelming.
finansal sıkıntıları çok büyüktü.
the report highlighted the distresses faced by the community.
rapor, toplumun karşı karşıya olduğu sıkıntıları vurguladı.
he expressed his distresses about the job market.
iş piyasası hakkında sıkıntılarını dile getirdi.
many students experience emotional distresses during exams.
pek çok öğrenci sınavlarda duygusal sıkıntılar yaşar.
the distresses of the refugees were evident in their eyes.
mültecilerin sıkıntıları gözlerinden belliydi.
she found comfort in sharing her distresses with friends.
arkadaşlarıyla sıkıntılarını paylaşarak teselli buldu.
the documentary focused on the distresses of climate change.
belgesel, iklim değişikliğinin neden olduğu sıkıntıları konu aldı.
his distresses were compounded by the lack of support.
destek eksikliği sıkıntılarını daha da artırdı.
she wrote a book about the distresses of mental health.
zihinsel sağlık sorunlarının sıkıntıları hakkında bir kitap yazdı.
understanding the distresses of others can foster empathy.
başkalarının sıkıntılarını anlamak empatiyi artırabilir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir