| Superlative | drippiest |
a drippy love song.
damlayan bir aşk şarkısı.
a drippy, wet day.
damlayan, ıslak bir gün.
a drippy love scene.
damlayan bir aşk sahnesi.
Spring is showery, flowery, bowery. Summer is hoppy, croppy, poppy. Autumn is wheezy, sneezy, freezy. Winter is slippy, drippy, nippy.
İlkbahar yağmurlu, çiçekli, gölgeli. Yaz neşeli, kısa, papatya rengi. Sonbahar hırıltılı, hapşırıklı, buz gibi. Kış kaygan, damlayan, keskin.
The ice cream cone was drippy on a hot summer day.
Dondurma külçesi sıcak bir yaz gününde damlıyordu.
The leaky faucet made the sink drippy.
Arızalı musluk lavaboyu damlatarak ıslaktı.
Her wet umbrella left a drippy trail on the floor.
Islak şemsiyesi zeminde damlayan bir iz bıraktı.
The candle wax was drippy and messy.
Mum mumu damlayan ve dağınıktı.
The drippy paintbrush created a watercolor effect.
Damlayan fırça, suluboya efekti yarattı.
The drippy faucet kept me awake all night.
Damlayan musluk beni tüm gece uyandırdı.
The drippy nose indicated a cold coming on.
Damlayan burun, soğuk yaklaştığını gösterdi.
The rain made the windows drippy and blurred.
Yağmur pencereleri damlatarak ve bulanık hale getirdi.
The drippy weather ruined our picnic plans.
Damlayan hava, piknik planlarımızı bozdu.
The drippy ice cream cone was a messy delight.
Damlayan dondurma külçesi, dağınık bir zevkti.
a drippy love song.
damlayan bir aşk şarkısı.
a drippy, wet day.
damlayan, ıslak bir gün.
a drippy love scene.
damlayan bir aşk sahnesi.
Spring is showery, flowery, bowery. Summer is hoppy, croppy, poppy. Autumn is wheezy, sneezy, freezy. Winter is slippy, drippy, nippy.
İlkbahar yağmurlu, çiçekli, gölgeli. Yaz neşeli, kısa, papatya rengi. Sonbahar hırıltılı, hapşırıklı, buz gibi. Kış kaygan, damlayan, keskin.
The ice cream cone was drippy on a hot summer day.
Dondurma külçesi sıcak bir yaz gününde damlıyordu.
The leaky faucet made the sink drippy.
Arızalı musluk lavaboyu damlatarak ıslaktı.
Her wet umbrella left a drippy trail on the floor.
Islak şemsiyesi zeminde damlayan bir iz bıraktı.
The candle wax was drippy and messy.
Mum mumu damlayan ve dağınıktı.
The drippy paintbrush created a watercolor effect.
Damlayan fırça, suluboya efekti yarattı.
The drippy faucet kept me awake all night.
Damlayan musluk beni tüm gece uyandırdı.
The drippy nose indicated a cold coming on.
Damlayan burun, soğuk yaklaştığını gösterdi.
The rain made the windows drippy and blurred.
Yağmur pencereleri damlatarak ve bulanık hale getirdi.
The drippy weather ruined our picnic plans.
Damlayan hava, piknik planlarımızı bozdu.
The drippy ice cream cone was a messy delight.
Damlayan dondurma külçesi, dağınık bir zevkti.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir