equilibrating forces
dengeleyici kuvvetler
equilibrating system
dengeleyici sistem
equilibrating mechanism
dengeleyici mekanizma
equilibrating process
dengeleyici süreç
equilibrating state
dengeleyici durum
equilibrating method
dengeleyici yöntem
equilibrating action
dengeleyici eylem
equilibrating effect
dengeleyici etki
equilibrating variables
dengeleyici değişkenler
equilibrating dynamics
dengeleyici dinamikler
equilibrating the forces is crucial for stability.
kuvvetlerin dengelenmesi istikrar için çok önemlidir.
the process of equilibrating temperatures can take time.
sıcaklıkların dengelenmesi zaman alabilir.
equilibrating the budget is essential for financial health.
bütçenin dengelenmesi finansal sağlık için önemlidir.
she is equilibrating her work and personal life.
iş ve özel hayatını dengelemeye çalışıyor.
equilibrating the ecosystem is vital for biodiversity.
ekosistemin dengelenmesi biyolojik çeşitlilik için hayati önem taşır.
they are equilibrating the chemical reactions in the lab.
laboratuvarda kimyasal reaksiyonları dengelemeye çalışıyorlar.
equilibrating the weights on the scale is necessary for accuracy.
terazi üzerindeki ağırlıkların dengelenmesi doğruluk için gereklidir.
equilibrating the pressure in the system prevents failures.
sistemdeki basıncın dengelenmesi arızaları önler.
he is equilibrating his emotions after the stressful week.
zorlu haftanın ardından duygularını dengelemeye çalışıyor.
equilibrating the market demand and supply is a key economic principle.
piyasa arz ve talebinin dengelenmesi temel bir ekonomik ilkedir.
equilibrating forces
dengeleyici kuvvetler
equilibrating system
dengeleyici sistem
equilibrating mechanism
dengeleyici mekanizma
equilibrating process
dengeleyici süreç
equilibrating state
dengeleyici durum
equilibrating method
dengeleyici yöntem
equilibrating action
dengeleyici eylem
equilibrating effect
dengeleyici etki
equilibrating variables
dengeleyici değişkenler
equilibrating dynamics
dengeleyici dinamikler
equilibrating the forces is crucial for stability.
kuvvetlerin dengelenmesi istikrar için çok önemlidir.
the process of equilibrating temperatures can take time.
sıcaklıkların dengelenmesi zaman alabilir.
equilibrating the budget is essential for financial health.
bütçenin dengelenmesi finansal sağlık için önemlidir.
she is equilibrating her work and personal life.
iş ve özel hayatını dengelemeye çalışıyor.
equilibrating the ecosystem is vital for biodiversity.
ekosistemin dengelenmesi biyolojik çeşitlilik için hayati önem taşır.
they are equilibrating the chemical reactions in the lab.
laboratuvarda kimyasal reaksiyonları dengelemeye çalışıyorlar.
equilibrating the weights on the scale is necessary for accuracy.
terazi üzerindeki ağırlıkların dengelenmesi doğruluk için gereklidir.
equilibrating the pressure in the system prevents failures.
sistemdeki basıncın dengelenmesi arızaları önler.
he is equilibrating his emotions after the stressful week.
zorlu haftanın ardından duygularını dengelemeye çalışıyor.
equilibrating the market demand and supply is a key economic principle.
piyasa arz ve talebinin dengelenmesi temel bir ekonomik ilkedir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir