exacerbated conditions
ağırlaşan koşullar
exacerbated issues
ağırlaşan sorunlar
exacerbated tensions
ağırlaşan gerilimler
exacerbated problems
ağırlaşan problemler
exacerbated conflict
ağırlaşan çatışma
exacerbated symptoms
ağırlaşan belirtiler
exacerbated situation
ağırlaşan durum
exacerbated crisis
ağırlaşan kriz
exacerbated effects
ağırlaşan etkiler
exacerbated risks
ağırlaşan riskler
the pandemic exacerbated the existing economic issues.
pandemi, mevcut ekonomik sorunları daha da kötüleştirdi.
his absence exacerbated the team's performance problems.
devamsızlığı, takımın performans sorunlarını daha da kötüleştirdi.
the drought exacerbated the water shortage in the region.
kuraklık, bölgedeki su kıtlığını daha da kötüleştirdi.
the lack of resources exacerbated the crisis.
kaynakların eksikliği krizi daha da kötüleştirdi.
the conflict was exacerbated by misinformation.
çatışma, yanlış bilgiler nedeniyle daha da kötüleşti.
pollution exacerbated the health issues in the community.
kirlilik, toplumdaki sağlık sorunlarını daha da kötüleştirdi.
the delay in response exacerbated the situation.
yanıt vermedeki gecikme durumu daha da kötüleştirdi.
stress can exacerbate existing mental health conditions.
stres, mevcut zihinsel sağlık sorunlarını daha da kötüleştirebilir.
economic instability exacerbated social tensions.
ekonomik istikrarsızlık sosyal gerilimleri daha da kötüleştirdi.
the new policy exacerbated the divide between the two groups.
yeni politika iki grup arasındaki ayrımı daha da derinleştirdi.
exacerbated conditions
ağırlaşan koşullar
exacerbated issues
ağırlaşan sorunlar
exacerbated tensions
ağırlaşan gerilimler
exacerbated problems
ağırlaşan problemler
exacerbated conflict
ağırlaşan çatışma
exacerbated symptoms
ağırlaşan belirtiler
exacerbated situation
ağırlaşan durum
exacerbated crisis
ağırlaşan kriz
exacerbated effects
ağırlaşan etkiler
exacerbated risks
ağırlaşan riskler
the pandemic exacerbated the existing economic issues.
pandemi, mevcut ekonomik sorunları daha da kötüleştirdi.
his absence exacerbated the team's performance problems.
devamsızlığı, takımın performans sorunlarını daha da kötüleştirdi.
the drought exacerbated the water shortage in the region.
kuraklık, bölgedeki su kıtlığını daha da kötüleştirdi.
the lack of resources exacerbated the crisis.
kaynakların eksikliği krizi daha da kötüleştirdi.
the conflict was exacerbated by misinformation.
çatışma, yanlış bilgiler nedeniyle daha da kötüleşti.
pollution exacerbated the health issues in the community.
kirlilik, toplumdaki sağlık sorunlarını daha da kötüleştirdi.
the delay in response exacerbated the situation.
yanıt vermedeki gecikme durumu daha da kötüleştirdi.
stress can exacerbate existing mental health conditions.
stres, mevcut zihinsel sağlık sorunlarını daha da kötüleştirebilir.
economic instability exacerbated social tensions.
ekonomik istikrarsızlık sosyal gerilimleri daha da kötüleştirdi.
the new policy exacerbated the divide between the two groups.
yeni politika iki grup arasındaki ayrımı daha da derinleştirdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir