| Plural | exclaimings |
exclaiming joyfully
sevinçle bağırmak
exclaiming surprise
şaşkınlıkla bağırmak
exclaiming loudly
sesli bir şekilde bağırmak
exclaiming happily
mutlulukla bağırmak
exclaiming in disbelief
inanmazlık içinde bağırmak
exclaiming with excitement
heyecanla bağırmak
exclaiming in joy
sevinçle bağırmak
exclaiming in awe
hayranlıkla bağırmak
exclaiming for help
yardım diye bağırmak
exclaiming in anger
öfkeyle bağırmak
she was exclaiming with joy at the surprise party.
şaşkınlıkla sürpriz partiye sevinçle bağırdı.
he couldn't help exclaiming when he saw the stunning view.
muhteşem manzarayı gördüğünde kahkahalarla bağırmamakta zorlandı.
the children were exclaiming in excitement as the fireworks lit up the sky.
çocuklar, gökyüzünü aydınlatan havai fişekleri görünce heyecanla bağırdılar.
she kept exclaiming about how much she loved the new book.
yeni kitabı ne kadar sevdiğini sürekli olarak hayranlıkla dile getirdi.
exclaiming loudly, he shared the good news with everyone.
seslenerek, iyi haberi herkese duyurdu.
the audience was exclaiming in disbelief at the magician's tricks.
seyirciler, sihirbazın numaralarına inanamayarak bağırdılar.
she couldn't stop exclaiming as she opened her birthday gifts.
doğum günü hediyelerini açarken durmak bilmeden hayranlıkla bağırdı.
exclaiming in surprise, he realized he had won the lottery.
şaşkınlıkla bağırdı, piyango kazandığını fark etti.
the teacher was exclaiming about the students' impressive projects.
öğretmen, öğrencilerin etkileyici projeleri hakkında hayranlıkla bahsetti.
they were exclaiming about the delicious food at the festival.
festivaldeki lezzetli yemekler hakkında hayranlıkla bağırdılar.
exclaiming joyfully
sevinçle bağırmak
exclaiming surprise
şaşkınlıkla bağırmak
exclaiming loudly
sesli bir şekilde bağırmak
exclaiming happily
mutlulukla bağırmak
exclaiming in disbelief
inanmazlık içinde bağırmak
exclaiming with excitement
heyecanla bağırmak
exclaiming in joy
sevinçle bağırmak
exclaiming in awe
hayranlıkla bağırmak
exclaiming for help
yardım diye bağırmak
exclaiming in anger
öfkeyle bağırmak
she was exclaiming with joy at the surprise party.
şaşkınlıkla sürpriz partiye sevinçle bağırdı.
he couldn't help exclaiming when he saw the stunning view.
muhteşem manzarayı gördüğünde kahkahalarla bağırmamakta zorlandı.
the children were exclaiming in excitement as the fireworks lit up the sky.
çocuklar, gökyüzünü aydınlatan havai fişekleri görünce heyecanla bağırdılar.
she kept exclaiming about how much she loved the new book.
yeni kitabı ne kadar sevdiğini sürekli olarak hayranlıkla dile getirdi.
exclaiming loudly, he shared the good news with everyone.
seslenerek, iyi haberi herkese duyurdu.
the audience was exclaiming in disbelief at the magician's tricks.
seyirciler, sihirbazın numaralarına inanamayarak bağırdılar.
she couldn't stop exclaiming as she opened her birthday gifts.
doğum günü hediyelerini açarken durmak bilmeden hayranlıkla bağırdı.
exclaiming in surprise, he realized he had won the lottery.
şaşkınlıkla bağırdı, piyango kazandığını fark etti.
the teacher was exclaiming about the students' impressive projects.
öğretmen, öğrencilerin etkileyici projeleri hakkında hayranlıkla bahsetti.
they were exclaiming about the delicious food at the festival.
festivaldeki lezzetli yemekler hakkında hayranlıkla bağırdılar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir