fearing the worst
en kötü ihtimali düşünmek
fearing for life
hayatından korkmak
fearing the unknown
bilinmeyenden korkmak
fearing rejection
reddedilmekten korkmak
fearing failure
başarısız olmaktan korkmak
fearing change
değişimden korkmak
fearing the future
gelecekten korkmak
fearing conflict
çatışmadan korkmak
fearing loss
kaybettimden korkmak
fearing intimacy
samimiyetten korkmak
fearing the worst, she prepared for the unexpected.
en kötü senaryoyu düşünerek, beklenmedik durumlara hazırlandı.
he was fearing rejection when he asked her out.
on reddedilmekten korkuyordu, onu dışarı çıkmaya davet ettiğinde.
fearing for their safety, they chose to stay indoors.
güvenliklerinden endişe ederek, içeride kalmayı seçtiler.
she was fearing the consequences of her actions.
eylerinin sonuçlarından korkuyordu.
fearing change, he resisted new opportunities.
değişmekten korkarak, yeni fırsatlara karşı çıktı.
fearing that he might fail, he studied hard.
başarısız olabileceği düşüncesiyle, çok çalıştı.
she sat in silence, fearing what he might say.
sessizce oturdu, ne diyeceğini merak ediyordu.
fearing the storm, they canceled their plans.
fırtınadan korkarak, planlarını iptal ettiler.
he was fearing the judgment of his peers.
akranlarının yargısından korkuyordu.
fearing the unknown, she hesitated to move forward.
bilinmeyenden korkarak, ilerlemekte tereddüt etti.
fearing the worst
en kötü ihtimali düşünmek
fearing for life
hayatından korkmak
fearing the unknown
bilinmeyenden korkmak
fearing rejection
reddedilmekten korkmak
fearing failure
başarısız olmaktan korkmak
fearing change
değişimden korkmak
fearing the future
gelecekten korkmak
fearing conflict
çatışmadan korkmak
fearing loss
kaybettimden korkmak
fearing intimacy
samimiyetten korkmak
fearing the worst, she prepared for the unexpected.
en kötü senaryoyu düşünerek, beklenmedik durumlara hazırlandı.
he was fearing rejection when he asked her out.
on reddedilmekten korkuyordu, onu dışarı çıkmaya davet ettiğinde.
fearing for their safety, they chose to stay indoors.
güvenliklerinden endişe ederek, içeride kalmayı seçtiler.
she was fearing the consequences of her actions.
eylerinin sonuçlarından korkuyordu.
fearing change, he resisted new opportunities.
değişmekten korkarak, yeni fırsatlara karşı çıktı.
fearing that he might fail, he studied hard.
başarısız olabileceği düşüncesiyle, çok çalıştı.
she sat in silence, fearing what he might say.
sessizce oturdu, ne diyeceğini merak ediyordu.
fearing the storm, they canceled their plans.
fırtınadan korkarak, planlarını iptal ettiler.
he was fearing the judgment of his peers.
akranlarının yargısından korkuyordu.
fearing the unknown, she hesitated to move forward.
bilinmeyenden korkarak, ilerlemekte tereddüt etti.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir