| Plural | ficklenesses |
I enjoy my simple life.I enjoy drawing lover's hand to walk in clear and sweet air, roadside flowers and grasses smiling to us, without noise and fickleness at bar and corroboree/KTV.
Basit hayatımı yaşamaktan keyif alıyorum. Temiz ve tatlı havada, yol kenarındaki çiçek ve otların bize gülümseyerek, bar ve korroboree/KTV'deki gürültü ve değişkenlik olmadan sevgili elini çizmekten hoşlanıyorum.
She was known for her fickleness in relationships.
İlişkilerde değişkenliği ile tanınıyordu.
His fickleness in decision-making often led to confusion.
Karar vermede değişkenliği çoğu zaman kafa karışıklığına yol açtı.
Fickleness can be a hindrance to building trust.
Değişkenlik, güven inşa etmenin önündeki bir engel olabilir.
Her fickleness in choosing a career path made it hard for her to succeed.
Kariyer yolu seçmede değişkenliği onun başarılı olmasını zorlaştırdı.
The fickleness of the weather made planning outdoor activities difficult.
Havanın değişkenliği, açık hava etkinliklerini planlamayı zorlaştırdı.
Fickleness is not a desirable trait in a business partner.
Değişkenlik, bir iş ortağı için arzu edilen bir özellik değildir.
His fickleness in tastes made it hard for him to stick to a diet.
Zevklerindeki değişkenlik, bir diyete bağlı kalmasını zorlaştırdı.
The fickleness of fashion trends can be frustrating for designers.
Moda trendlerinin değişkenliği tasarımcılar için sinir bozucu olabilir.
Fickleness in political alliances can lead to instability in government.
Siyasi ittifaklardaki değişkenlik, hükümette istikrarsızlığa yol açabilir.
Her fickleness in friendships made it hard for her to maintain long-term relationships.
Arkadaşlıklarda değişkenliği, uzun vadeli ilişkiler kurmasını zorlaştırdı.
I enjoy my simple life.I enjoy drawing lover's hand to walk in clear and sweet air, roadside flowers and grasses smiling to us, without noise and fickleness at bar and corroboree/KTV.
Basit hayatımı yaşamaktan keyif alıyorum. Temiz ve tatlı havada, yol kenarındaki çiçek ve otların bize gülümseyerek, bar ve korroboree/KTV'deki gürültü ve değişkenlik olmadan sevgili elini çizmekten hoşlanıyorum.
She was known for her fickleness in relationships.
İlişkilerde değişkenliği ile tanınıyordu.
His fickleness in decision-making often led to confusion.
Karar vermede değişkenliği çoğu zaman kafa karışıklığına yol açtı.
Fickleness can be a hindrance to building trust.
Değişkenlik, güven inşa etmenin önündeki bir engel olabilir.
Her fickleness in choosing a career path made it hard for her to succeed.
Kariyer yolu seçmede değişkenliği onun başarılı olmasını zorlaştırdı.
The fickleness of the weather made planning outdoor activities difficult.
Havanın değişkenliği, açık hava etkinliklerini planlamayı zorlaştırdı.
Fickleness is not a desirable trait in a business partner.
Değişkenlik, bir iş ortağı için arzu edilen bir özellik değildir.
His fickleness in tastes made it hard for him to stick to a diet.
Zevklerindeki değişkenlik, bir diyete bağlı kalmasını zorlaştırdı.
The fickleness of fashion trends can be frustrating for designers.
Moda trendlerinin değişkenliği tasarımcılar için sinir bozucu olabilir.
Fickleness in political alliances can lead to instability in government.
Siyasi ittifaklardaki değişkenlik, hükümette istikrarsızlığa yol açabilir.
Her fickleness in friendships made it hard for her to maintain long-term relationships.
Arkadaşlıklarda değişkenliği, uzun vadeli ilişkiler kurmasını zorlaştırdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir