fills

[ABD]/[fɪlz]/
[İngiltere]/[fɪlz]/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

n. Boşluk ya da alanı doldurmak için kullanılan bir madde.
v. Bir şeyi doldurmak; bir alanı işgal etmek ya da doldurmak; mahalliler ya da oturanları sağlamak; tamamlamak ya da doldurmak.

İfadeler ve Kalıplar

fills me with

Beni doldurur

fills the room

Odağı doldurur

fills a need

Bir ihtiyaçı doldurur

fills the gap

Boşluğu doldurur

fills with joy

Şaşkınlıkla doldurur

fills the time

Zamani doldurur

fills the heart

kalbi doldurur

fills the role

Rolü doldurur

fills the space

Alanı doldurur

fills the bucket

Şişeyi doldurur

Örnek Cümleler

the stadium fills with cheering fans before the game.

Maç öncesi stad, sevkiyatlı taraftarlarla doluyor.

the aroma of freshly baked bread fills the kitchen.

Yeni pişirilen ekmekin aroması mutfağı dolduruyor.

a sense of dread fills me when i think about it.

Buna düşündüğümde korku hissi beni dolduruyor.

the river fills the valley with its flowing water.

Nehir, akan suyuyla vadeli dolduruyor.

the job application fills out the necessary paperwork.

İş başvurusu gerekli kağıtları dolduruyor.

the balloon fills with air and begins to float.

Balon hava ile doldurulur ve havaya çıkarma başlar.

the news fills the public with excitement and anticipation.

Haber halkı heyecan ve merakla dolduruyor.

the glass fills with sparkling water for the party.

Şişenin partinin için parlayan su ile dolduruluyor.

the lake fills during the rainy season.

Göller yağmurlu mevsimde dolduruluyor.

the room fills with laughter during the comedy show.

Komediyi gösteri sırasında oda gülüşlerle dolduruluyor.

the artist fills the canvas with vibrant colors.

Sanatçı, lekeleri canlı renklerle dolduruyor.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir