flitted away
uzağa kaçtı
flitted by
geçti
flitted past
geçip gitti
flitted around
etrafında uçuştu
flitted up
yukarı uçtu
flitted down
aşağı uçtu
flitted off
uçup gitti
flitted in
içeri girdi
flitted out
dışarı çıktı
flitted about
etrafta gezindi
the butterfly flitted from flower to flower.
kelebek çiçekten çiçeğe uçuştu.
her thoughts flitted around like leaves in the wind.
düşünceleri rüzgardaki yapraklar gibi etrafta uçuştu.
the bird flitted across the sky, searching for food.
kuş, yiyecek arayarak gök boyunca uçuştu.
memories of childhood flitted through his mind.
çocukluk anıları zihninde canlandı.
she flitted between different tasks, trying to stay productive.
verimli kalmaya çalışarak farklı görevler arasında gidip geldi.
the dancer flitted gracefully across the stage.
dansçı sahne üzerinde zarifçe uçuştu.
thoughts of travel flitted through her mind during the meeting.
toplantı sırasında seyahat düşünceleri zihninde canlandı.
the fireflies flitted in the dark, creating a magical atmosphere.
ateş böcekleri karanlıkta uçuşarak büyülü bir atmosfer yarattı.
as the sun set, shadows flitted across the landscape.
güneş batarken, gölgeler manzara boyunca hareket etti.
her gaze flitted to the clock, anxious for the meeting to end.
toplantının bitmesini bekleyerek bakışları saate kaydı.
flitted away
uzağa kaçtı
flitted by
geçti
flitted past
geçip gitti
flitted around
etrafında uçuştu
flitted up
yukarı uçtu
flitted down
aşağı uçtu
flitted off
uçup gitti
flitted in
içeri girdi
flitted out
dışarı çıktı
flitted about
etrafta gezindi
the butterfly flitted from flower to flower.
kelebek çiçekten çiçeğe uçuştu.
her thoughts flitted around like leaves in the wind.
düşünceleri rüzgardaki yapraklar gibi etrafta uçuştu.
the bird flitted across the sky, searching for food.
kuş, yiyecek arayarak gök boyunca uçuştu.
memories of childhood flitted through his mind.
çocukluk anıları zihninde canlandı.
she flitted between different tasks, trying to stay productive.
verimli kalmaya çalışarak farklı görevler arasında gidip geldi.
the dancer flitted gracefully across the stage.
dansçı sahne üzerinde zarifçe uçuştu.
thoughts of travel flitted through her mind during the meeting.
toplantı sırasında seyahat düşünceleri zihninde canlandı.
the fireflies flitted in the dark, creating a magical atmosphere.
ateş böcekleri karanlıkta uçuşarak büyülü bir atmosfer yarattı.
as the sun set, shadows flitted across the landscape.
güneş batarken, gölgeler manzara boyunca hareket etti.
her gaze flitted to the clock, anxious for the meeting to end.
toplantının bitmesini bekleyerek bakışları saate kaydı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir