| Plural | grown-ups |
grown-up world
yetişkin dünyası
acting grown-up
yetişkin gibi davranmak
become a grown-up
yetişkin olmak
like a grown-up
yetişkin gibi
grown-up problems
yetişkin sorunları
little grown-ups
küçük yetişkinler
grown-up things
yetişkin işleri
be grown-up
yetişkin olmak
grown-up games
yetişkin oyunları
a grown-up
bir yetişkin
she's no longer a little girl; she's a grown-up now.
O artık küçük bir kız değil; artık büyüdü.
he started behaving like a responsible grown-up after college.
Üniversiteden sonra sorumlu bir yetişkin gibi davranmaya başladı.
it's time you started thinking like a grown-up about your future.
Geleceğiniz hakkında bir yetişkin gibi düşünme zamanı geldi.
the movie's themes are more suitable for a grown-up audience.
Filmin temaları yetişkin bir izleyici kitlesi için daha uygun.
he's finally acting like a grown-up and taking on more responsibility.
Sonunda bir yetişkin gibi davranıyor ve daha fazla sorumluluk üstleniyor.
she's a grown-up with a lot of life experience to share.
Paylaşacak çok hayat tecrübesi olan bir yetişkin.
it's a grown-up conversation; let's keep our voices down.
Yetişkin bir konuşma; seslerimizi kısık tutalım.
he's trying to dress like a grown-up, but it doesn't quite work.
Yetişkin gibi giyinmeye çalışıyor ama tam olarak beceremiyor.
she's a grown-up and can make her own decisions.
O bir yetişkin ve kendi kararlarını verebilir.
the world looks different when you see it through a grown-up's eyes.
Dünya, bir yetişkinin gözünden gördüğünüzde farklı görünüyor.
he needed to stop acting like a child and start thinking like a grown-up.
Çocuk gibi davranmayı bırakıp bir yetişkin gibi düşünmeye başlaması gerekiyordu.
grown-up world
yetişkin dünyası
acting grown-up
yetişkin gibi davranmak
become a grown-up
yetişkin olmak
like a grown-up
yetişkin gibi
grown-up problems
yetişkin sorunları
little grown-ups
küçük yetişkinler
grown-up things
yetişkin işleri
be grown-up
yetişkin olmak
grown-up games
yetişkin oyunları
a grown-up
bir yetişkin
she's no longer a little girl; she's a grown-up now.
O artık küçük bir kız değil; artık büyüdü.
he started behaving like a responsible grown-up after college.
Üniversiteden sonra sorumlu bir yetişkin gibi davranmaya başladı.
it's time you started thinking like a grown-up about your future.
Geleceğiniz hakkında bir yetişkin gibi düşünme zamanı geldi.
the movie's themes are more suitable for a grown-up audience.
Filmin temaları yetişkin bir izleyici kitlesi için daha uygun.
he's finally acting like a grown-up and taking on more responsibility.
Sonunda bir yetişkin gibi davranıyor ve daha fazla sorumluluk üstleniyor.
she's a grown-up with a lot of life experience to share.
Paylaşacak çok hayat tecrübesi olan bir yetişkin.
it's a grown-up conversation; let's keep our voices down.
Yetişkin bir konuşma; seslerimizi kısık tutalım.
he's trying to dress like a grown-up, but it doesn't quite work.
Yetişkin gibi giyinmeye çalışıyor ama tam olarak beceremiyor.
she's a grown-up and can make her own decisions.
O bir yetişkin ve kendi kararlarını verebilir.
the world looks different when you see it through a grown-up's eyes.
Dünya, bir yetişkinin gözünden gördüğünüzde farklı görünüyor.
he needed to stop acting like a child and start thinking like a grown-up.
Çocuk gibi davranmayı bırakıp bir yetişkin gibi düşünmeye başlaması gerekiyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir