the senator's hawkishnesses surprised even his closest allies during the debate.
Senatörün tartışma sırasında sergilediği sert tutumlar, en yakın müttefiklerini bile şaşırttı.
recent hawkishnesses in monetary policy have raised concerns among investors about potential rate hikes.
Para politikalarındaki son sert tutumlar, yatırımcılar arasında olası faiz artışları konusunda endişelere yol açtı.
the administration's hawkishnesses on trade negotiations alarmed many international partners.
Yönetimin ticaret müzakereleri konusundaki sert tutumları, birçok uluslararası ortağı alarma geçirdi.
analysts noted the increasing hawkishnesses of several central bank officials this quarter.
Analistler, bu çeyrekte birkaç merkez bankası yetkilisi arasında artan sert tutumları fark etti.
unexpected hawkishnesses emerged in the candidate's foreign policy speeches last week.
Adayın geçen hafta yaptığı dış politika konuşmalarında beklenmedik sert tutumlar ortaya çıktı.
the committee expressed serious concerns about the hawkishnesses displayed by certain military leaders.
Komite, bazı askeri liderlerin sergilediği sert tutumlar konusunda ciddi endişelerini dile getirdi.
growing hawkishnesses within the party leadership have worried moderate legislators.
Parti liderliği içindeki artan sert tutumlar, ılımlı yasama üyelerini endişelendirdi.
historical hawkishnesses often led to prolonged economic sanctions against rival nations.
Tarihsel sert tutumlar genellikle rakip ülkeler aleyhine uzun süreli ekonomik yaptırımlara yol açtı.
the central bank governor's hawkishnesses significantly influenced global financial markets.
Merkez bankası valisinin sert tutumları, küresel finansal piyasaları önemli ölçüde etkiledi.
diplomatic observers noted multiple hawkishnesses in the general's public statements.
Diplomatik gözlemciler, generalin kamuya açık beyanlarında birden fazla sert tutumu fark etti.
economic hawkishnesses have become more pronounced following the latest employment report.
Ekonomik sert tutumlar, en son işgücü raporunun ardından daha belirgin hale geldi.
the professor's analysis explored the hawkishnesses embedded in modern political rhetoric.
Profesörün analizi, modern siyasi söylemlere yerleşmiş sert tutumları araştırdı.
the senator's hawkishnesses surprised even his closest allies during the debate.
Senatörün tartışma sırasında sergilediği sert tutumlar, en yakın müttefiklerini bile şaşırttı.
recent hawkishnesses in monetary policy have raised concerns among investors about potential rate hikes.
Para politikalarındaki son sert tutumlar, yatırımcılar arasında olası faiz artışları konusunda endişelere yol açtı.
the administration's hawkishnesses on trade negotiations alarmed many international partners.
Yönetimin ticaret müzakereleri konusundaki sert tutumları, birçok uluslararası ortağı alarma geçirdi.
analysts noted the increasing hawkishnesses of several central bank officials this quarter.
Analistler, bu çeyrekte birkaç merkez bankası yetkilisi arasında artan sert tutumları fark etti.
unexpected hawkishnesses emerged in the candidate's foreign policy speeches last week.
Adayın geçen hafta yaptığı dış politika konuşmalarında beklenmedik sert tutumlar ortaya çıktı.
the committee expressed serious concerns about the hawkishnesses displayed by certain military leaders.
Komite, bazı askeri liderlerin sergilediği sert tutumlar konusunda ciddi endişelerini dile getirdi.
growing hawkishnesses within the party leadership have worried moderate legislators.
Parti liderliği içindeki artan sert tutumlar, ılımlı yasama üyelerini endişelendirdi.
historical hawkishnesses often led to prolonged economic sanctions against rival nations.
Tarihsel sert tutumlar genellikle rakip ülkeler aleyhine uzun süreli ekonomik yaptırımlara yol açtı.
the central bank governor's hawkishnesses significantly influenced global financial markets.
Merkez bankası valisinin sert tutumları, küresel finansal piyasaları önemli ölçüde etkiledi.
diplomatic observers noted multiple hawkishnesses in the general's public statements.
Diplomatik gözlemciler, generalin kamuya açık beyanlarında birden fazla sert tutumu fark etti.
economic hawkishnesses have become more pronounced following the latest employment report.
Ekonomik sert tutumlar, en son işgücü raporunun ardından daha belirgin hale geldi.
the professor's analysis explored the hawkishnesses embedded in modern political rhetoric.
Profesörün analizi, modern siyasi söylemlere yerleşmiş sert tutumları araştırdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir