hearing impairers
İşitme engelliler
impairer's rights
Engellilerin hakları
impairers support
Engellilere destek
impairers' access
Engellilerin erişimi
the constant rain was a significant impairer of our weekend plans.
Sürekli yağmur, hafta sonu planlarımızı önemli ölçüde engelliyordu.
noise pollution is a major impairer of concentration in open offices.
Gürültü kirliliği, açık ofislerde konsantrasyonun önemli bir engeliidir.
lack of sleep can be a serious impairer of cognitive function.
Uykusuzluk, bilişsel işlevlerin ciddi bir engeli olabilir.
financial constraints are often a key impairer of business growth.
Mali kısıtlamalar, genellikle iş büyümesinin ana engellerinden biridir.
poor lighting can be an impairer of visual acuity, especially for older adults.
Kötü aydınlatma, özellikle yaşlı bireylerde görme keskinliğini engelleyebilir.
stress and anxiety are common impairers of performance in high-pressure situations.
Stres ve kaygı, yüksek baskı altındaki durumlarda performansı engelleyen yaygın unsurlardır.
certain medications can be impairers of driving ability, so caution is advised.
Bazı ilaçlar, sürüş yeteneğini engelleyebilir, bu nedenle dikkat edilmesi önerilir.
the outdated software proved to be a significant impairer of productivity.
Eskimiş yazılımın, üretkenliği önemli ölçüde engellediği görüldü.
chronic pain can be a debilitating impairer of daily activities for many individuals.
Kronik ağrı, birçok birey için günlük aktiviteleri engelleyici bir faktör olabilir.
bureaucratic processes are often cited as impairers of innovation in government.
Bürokratik süreçler, hükümette yeniliği engelleyen unsurlar olarak sıkça belirtilir.
a sedentary lifestyle is a known impairer of overall health and well-being.
Hareketsiz bir yaşam tarzı, genel sağlık ve refahın bilinen bir engelleyicisidir.
hearing impairers
İşitme engelliler
impairer's rights
Engellilerin hakları
impairers support
Engellilere destek
impairers' access
Engellilerin erişimi
the constant rain was a significant impairer of our weekend plans.
Sürekli yağmur, hafta sonu planlarımızı önemli ölçüde engelliyordu.
noise pollution is a major impairer of concentration in open offices.
Gürültü kirliliği, açık ofislerde konsantrasyonun önemli bir engeliidir.
lack of sleep can be a serious impairer of cognitive function.
Uykusuzluk, bilişsel işlevlerin ciddi bir engeli olabilir.
financial constraints are often a key impairer of business growth.
Mali kısıtlamalar, genellikle iş büyümesinin ana engellerinden biridir.
poor lighting can be an impairer of visual acuity, especially for older adults.
Kötü aydınlatma, özellikle yaşlı bireylerde görme keskinliğini engelleyebilir.
stress and anxiety are common impairers of performance in high-pressure situations.
Stres ve kaygı, yüksek baskı altındaki durumlarda performansı engelleyen yaygın unsurlardır.
certain medications can be impairers of driving ability, so caution is advised.
Bazı ilaçlar, sürüş yeteneğini engelleyebilir, bu nedenle dikkat edilmesi önerilir.
the outdated software proved to be a significant impairer of productivity.
Eskimiş yazılımın, üretkenliği önemli ölçüde engellediği görüldü.
chronic pain can be a debilitating impairer of daily activities for many individuals.
Kronik ağrı, birçok birey için günlük aktiviteleri engelleyici bir faktör olabilir.
bureaucratic processes are often cited as impairers of innovation in government.
Bürokratik süreçler, hükümette yeniliği engelleyen unsurlar olarak sıkça belirtilir.
a sedentary lifestyle is a known impairer of overall health and well-being.
Hareketsiz bir yaşam tarzı, genel sağlık ve refahın bilinen bir engelleyicisidir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir