| Plural | impetuosities |
His impetuosity often leads him to make hasty decisions.
Onun dürtüselliği genellikle aceleci kararlar vermesine neden olur.
She regretted her impetuosity in quitting her job without a backup plan.
Bir yedek planı olmadan işinden ayrılması konusunda genç kızın dürtüselliğinden pişman oldu.
Impetuosity can sometimes be mistaken for bravery.
Dürtüsellik bazen cesaretle karıştırılabilir.
His impetuosity got him into trouble with the law.
Onun dürtüselliği onu yasa ile başını belaya soktu.
The impetuosity of youth often leads to reckless behavior.
Gençliğin dürtüselliği genellikle dikkatsiz davranışlara yol açar.
She acted with impetuosity and ended up regretting her actions.
Dürtüyle hareket etti ve sonuç olarak eylemlerini pişman oldu.
His impetuosity is both a strength and a weakness in his personality.
Onun dürtüselliği kişiliğinde hem bir güç hem de bir zayıflıktır.
Impetuosity can sometimes lead to unexpected outcomes.
Dürtüsellik bazen beklenmedik sonuçlara yol açabilir.
She decided to temper her impetuosity with careful planning.
Dikkatli planlama ile dürtüselliğini dizginlemeye karar verdi.
His impetuosity often makes him the center of attention.
Onun dürtüselliği genellikle onu dikkatlerin odağı yapar.
His impetuosity often leads him to make hasty decisions.
Onun dürtüselliği genellikle aceleci kararlar vermesine neden olur.
She regretted her impetuosity in quitting her job without a backup plan.
Bir yedek planı olmadan işinden ayrılması konusunda genç kızın dürtüselliğinden pişman oldu.
Impetuosity can sometimes be mistaken for bravery.
Dürtüsellik bazen cesaretle karıştırılabilir.
His impetuosity got him into trouble with the law.
Onun dürtüselliği onu yasa ile başını belaya soktu.
The impetuosity of youth often leads to reckless behavior.
Gençliğin dürtüselliği genellikle dikkatsiz davranışlara yol açar.
She acted with impetuosity and ended up regretting her actions.
Dürtüyle hareket etti ve sonuç olarak eylemlerini pişman oldu.
His impetuosity is both a strength and a weakness in his personality.
Onun dürtüselliği kişiliğinde hem bir güç hem de bir zayıflıktır.
Impetuosity can sometimes lead to unexpected outcomes.
Dürtüsellik bazen beklenmedik sonuçlara yol açabilir.
She decided to temper her impetuosity with careful planning.
Dikkatli planlama ile dürtüselliğini dizginlemeye karar verdi.
His impetuosity often makes him the center of attention.
Onun dürtüselliği genellikle onu dikkatlerin odağı yapar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir