| Plural | inaccessibilities |
The inaccessibility of the mountain range makes it a challenging destination for hikers.
Dağların ulaşılamaması, dağcılar için zorlu bir destinasyon olmasına neden oluyor.
The inaccessibility of the website frustrated many users trying to access it.
Web sitesine erişememe, onu kullanmaya çalışan birçok kullanıcıyı hayal kırıklığına uğrattı.
The inaccessibility of the remote village was a major obstacle for delivering aid after the natural disaster.
Uzak köye ulaşılamaması, doğal afet sonrası yardım ulaştırmada büyük bir engel teşkil etti.
The inaccessibility of the ancient ruins added to their mysterious allure.
Antik kalıntılara ulaşılamaması, gizemli çekiciliğini artırdı.
The inaccessibility of the attic made it the perfect hiding spot for the treasure.
Çatı katına ulaşılamaması, hazine için mükemmel bir saklanma yeri olmasını sağladı.
The inaccessibility of the file due to a technical error delayed the project's completion.
Teknik bir hata nedeniyle dosyaya ulaşılamaması, projenin tamamlanmasını geciktirdi.
The inaccessibility of the ancient temple on the mountaintop added to its mystical aura.
Dağın zirvesindeki antik tapınağa ulaşılamaması, mistik havasını artırdı.
The inaccessibility of the data prevented the researchers from drawing accurate conclusions.
Verilere ulaşılamaması, araştırmacıların doğru sonuçlar çıkarmasını engelledi.
The inaccessibility of the information led to misunderstandings among the team members.
Bilgilere ulaşılamaması, ekip üyeleri arasında yanlış anlaşılmalara yol açtı.
The inaccessibility of the castle on the island made it an intriguing subject for exploration.
Adadaki kaleye ulaşılamaması, onu keşif için ilgi çekici bir konu haline getirdi.
The inaccessibility of the mountain range makes it a challenging destination for hikers.
Dağların ulaşılamaması, dağcılar için zorlu bir destinasyon olmasına neden oluyor.
The inaccessibility of the website frustrated many users trying to access it.
Web sitesine erişememe, onu kullanmaya çalışan birçok kullanıcıyı hayal kırıklığına uğrattı.
The inaccessibility of the remote village was a major obstacle for delivering aid after the natural disaster.
Uzak köye ulaşılamaması, doğal afet sonrası yardım ulaştırmada büyük bir engel teşkil etti.
The inaccessibility of the ancient ruins added to their mysterious allure.
Antik kalıntılara ulaşılamaması, gizemli çekiciliğini artırdı.
The inaccessibility of the attic made it the perfect hiding spot for the treasure.
Çatı katına ulaşılamaması, hazine için mükemmel bir saklanma yeri olmasını sağladı.
The inaccessibility of the file due to a technical error delayed the project's completion.
Teknik bir hata nedeniyle dosyaya ulaşılamaması, projenin tamamlanmasını geciktirdi.
The inaccessibility of the ancient temple on the mountaintop added to its mystical aura.
Dağın zirvesindeki antik tapınağa ulaşılamaması, mistik havasını artırdı.
The inaccessibility of the data prevented the researchers from drawing accurate conclusions.
Verilere ulaşılamaması, araştırmacıların doğru sonuçlar çıkarmasını engelledi.
The inaccessibility of the information led to misunderstandings among the team members.
Bilgilere ulaşılamaması, ekip üyeleri arasında yanlış anlaşılmalara yol açtı.
The inaccessibility of the castle on the island made it an intriguing subject for exploration.
Adadaki kaleye ulaşılamaması, onu keşif için ilgi çekici bir konu haline getirdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir