perceived incongruities
algılanan uyumsuzluklar
cultural incongruities
kültürel uyumsuzluklar
social incongruities
toplumsal uyumsuzluklar
incongruities arise
uyumsuzluklar ortaya çıkıyor
incongruities exist
uyumsuzluklar var
incongruities noted
uyumsuzluklar fark edildi
incongruities observed
uyumsuzluklar gözlemlendi
incongruities highlighted
uyumsuzluklar vurgulandı
incongruities analyzed
uyumsuzluklar analiz edildi
incongruities addressed
uyumsuzluklar ele alındı
there are many incongruities in the data we collected.
topladığımız verilerde birçok tutarsızlık var.
his behavior showed several incongruities with his previous statements.
davranışları, önceki ifadeleriyle birkaç tutarsızlık gösteriyordu.
the film highlighted the incongruities of modern society.
film, modern toplumun tutarsızlıklarını vurguladı.
we need to address the incongruities in our policies.
politikalarımızdaki tutarsızlıkları ele almamız gerekiyor.
the report pointed out several incongruities in the research findings.
rapor, araştırma sonuçlarında birkaç tutarsızlığı ortaya çıkardı.
incongruities between the two cultures can lead to misunderstandings.
iki kültür arasındaki tutarsızlıklar yanlış anlaşılmalara yol açabilir.
she noticed the incongruities in his story immediately.
onun hikayesindeki tutarsızlıkları hemen fark etti.
incongruities in the design made the product less appealing.
tasarımdaki tutarsızlıklar ürünü daha az çekici hale getirdi.
the artist's work often reflects the incongruities of life.
sanatçının çalışması genellikle hayatın tutarsızlıklarını yansıtır.
we should explore the incongruities in historical narratives.
tarihi anlatılardaki tutarsızlıkları araştırmalıyız.
perceived incongruities
algılanan uyumsuzluklar
cultural incongruities
kültürel uyumsuzluklar
social incongruities
toplumsal uyumsuzluklar
incongruities arise
uyumsuzluklar ortaya çıkıyor
incongruities exist
uyumsuzluklar var
incongruities noted
uyumsuzluklar fark edildi
incongruities observed
uyumsuzluklar gözlemlendi
incongruities highlighted
uyumsuzluklar vurgulandı
incongruities analyzed
uyumsuzluklar analiz edildi
incongruities addressed
uyumsuzluklar ele alındı
there are many incongruities in the data we collected.
topladığımız verilerde birçok tutarsızlık var.
his behavior showed several incongruities with his previous statements.
davranışları, önceki ifadeleriyle birkaç tutarsızlık gösteriyordu.
the film highlighted the incongruities of modern society.
film, modern toplumun tutarsızlıklarını vurguladı.
we need to address the incongruities in our policies.
politikalarımızdaki tutarsızlıkları ele almamız gerekiyor.
the report pointed out several incongruities in the research findings.
rapor, araştırma sonuçlarında birkaç tutarsızlığı ortaya çıkardı.
incongruities between the two cultures can lead to misunderstandings.
iki kültür arasındaki tutarsızlıklar yanlış anlaşılmalara yol açabilir.
she noticed the incongruities in his story immediately.
onun hikayesindeki tutarsızlıkları hemen fark etti.
incongruities in the design made the product less appealing.
tasarımdaki tutarsızlıklar ürünü daha az çekici hale getirdi.
the artist's work often reflects the incongruities of life.
sanatçının çalışması genellikle hayatın tutarsızlıklarını yansıtır.
we should explore the incongruities in historical narratives.
tarihi anlatılardaki tutarsızlıkları araştırmalıyız.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir