virus infiltrates
virüs sızar
enemy infiltrates
düşman sızar
network infiltrates
ağ sızar
spy infiltrates
casus sızar
information infiltrates
bilgi sızar
agent infiltrates
ajan sızar
group infiltrates
grup sızar
culture infiltrates
kültür sızar
fear infiltrates
korku sızar
pollution infiltrates
kirlilik sızar
the virus infiltrates the host's cells quickly.
virüs, ev sahibinin hücrelerine hızla sızar.
he infiltrates the organization to gather intelligence.
o, istihbarat toplamak için kuruluşa sızar.
water infiltrates the soil during heavy rain.
ağır yağmur sırasında su toprağa sızar.
the idea infiltrates the minds of the audience.
fikir, kitlenin zihinlerine sızar.
corruption often infiltrates government systems.
rüşvet genellikle hükümet sistemlerine sızar.
fear infiltrates the community after the incident.
olayın ardından korku topluluğa sızar.
the scent of flowers infiltrates the air.
çiçeklerin kokusu havayı koklar.
he infiltrates the enemy camp under the cover of night.
o, gece karanlığının arkasına saklanarak düşman kampına sızar.
the trend infiltrates fashion markets worldwide.
trend, dünya çapındaki moda pazarlarına sızar.
technology infiltrates every aspect of our lives.
teknoloji hayatımızın her alanına sızar.
virus infiltrates
virüs sızar
enemy infiltrates
düşman sızar
network infiltrates
ağ sızar
spy infiltrates
casus sızar
information infiltrates
bilgi sızar
agent infiltrates
ajan sızar
group infiltrates
grup sızar
culture infiltrates
kültür sızar
fear infiltrates
korku sızar
pollution infiltrates
kirlilik sızar
the virus infiltrates the host's cells quickly.
virüs, ev sahibinin hücrelerine hızla sızar.
he infiltrates the organization to gather intelligence.
o, istihbarat toplamak için kuruluşa sızar.
water infiltrates the soil during heavy rain.
ağır yağmur sırasında su toprağa sızar.
the idea infiltrates the minds of the audience.
fikir, kitlenin zihinlerine sızar.
corruption often infiltrates government systems.
rüşvet genellikle hükümet sistemlerine sızar.
fear infiltrates the community after the incident.
olayın ardından korku topluluğa sızar.
the scent of flowers infiltrates the air.
çiçeklerin kokusu havayı koklar.
he infiltrates the enemy camp under the cover of night.
o, gece karanlığının arkasına saklanarak düşman kampına sızar.
the trend infiltrates fashion markets worldwide.
trend, dünya çapındaki moda pazarlarına sızar.
technology infiltrates every aspect of our lives.
teknoloji hayatımızın her alanına sızar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir