kindled fire
tutuşan ateş
kindled interest
tutuşan ilgi
kindled passion
tutuşan tutku
kindled spirit
tutuşan ruh
kindled hope
tutuşan umut
kindled creativity
tutuşan yaratıcılık
kindled friendship
tutuşan dostluk
kindled emotions
tutuşan duygular
kindled desire
tutuşan arzu
kindled enthusiasm
tutuşan heves
the campfire kindled a sense of adventure in everyone.
Kamp ateşi herkesde maceraperestlik duygusu uyandırdı.
her speech kindled a passion for change among the audience.
Onun konuşması, dinleyiciler arasında değişim tutkusu uyandırdı.
the artist kindled inspiration through her vibrant colors.
Sanatçı, canlı renkleriyle ilham perakendesi yarattı.
the story kindled memories of my childhood.
Hikaye, çocukluğumun anılarını canlandırdı.
his kindness kindled hope in those around him.
Onun nezaketi, etrafındakilerde umut uyandırdı.
the news kindled a wave of excitement in the community.
Haber, toplulukta heyecan dalgası yarattı.
the movie kindled a debate about social issues.
Film, toplumsal sorunlar hakkında bir tartışma başlattı.
the teacher kindled curiosity in her students.
Öğretmen, öğrencilerinde merak uyandırdı.
the festival kindled a spirit of togetherness among neighbors.
Festival, komşular arasında birliktelik ruhu uyandırdı.
the book kindled a love for literature in young readers.
Kitap, genç okuyucularda edebiyata karşı bir sevgi uyandırdı.
kindled fire
tutuşan ateş
kindled interest
tutuşan ilgi
kindled passion
tutuşan tutku
kindled spirit
tutuşan ruh
kindled hope
tutuşan umut
kindled creativity
tutuşan yaratıcılık
kindled friendship
tutuşan dostluk
kindled emotions
tutuşan duygular
kindled desire
tutuşan arzu
kindled enthusiasm
tutuşan heves
the campfire kindled a sense of adventure in everyone.
Kamp ateşi herkesde maceraperestlik duygusu uyandırdı.
her speech kindled a passion for change among the audience.
Onun konuşması, dinleyiciler arasında değişim tutkusu uyandırdı.
the artist kindled inspiration through her vibrant colors.
Sanatçı, canlı renkleriyle ilham perakendesi yarattı.
the story kindled memories of my childhood.
Hikaye, çocukluğumun anılarını canlandırdı.
his kindness kindled hope in those around him.
Onun nezaketi, etrafındakilerde umut uyandırdı.
the news kindled a wave of excitement in the community.
Haber, toplulukta heyecan dalgası yarattı.
the movie kindled a debate about social issues.
Film, toplumsal sorunlar hakkında bir tartışma başlattı.
the teacher kindled curiosity in her students.
Öğretmen, öğrencilerinde merak uyandırdı.
the festival kindled a spirit of togetherness among neighbors.
Festival, komşular arasında birliktelik ruhu uyandırdı.
the book kindled a love for literature in young readers.
Kitap, genç okuyucularda edebiyata karşı bir sevgi uyandırdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir