legitimizes authority
yetkiyi meşrulaştırır
legitimizes actions
eylemleri meşrulaştırır
legitimizes power
gücü meşrulaştırır
legitimizes decisions
kararları meşrulaştırır
legitimizes practices
uygulamaları meşrulaştırır
legitimizes processes
süreçleri meşrulaştırır
legitimizes claims
iddiaları meşrulaştırır
legitimizes beliefs
inançları meşrulaştırır
legitimizes systems
sistemleri meşrulaştırır
legitimizes relationships
ilişkileri meşrulaştırır
his actions legitimizes the new policy.
onun eylemleri yeni politikayı meşrulaştırıyor.
the court's ruling legitimizes the marriage.
mahkemenin kararı evliliği meşrulaştırıyor.
she believes that education legitimizes her career choices.
eğitimin kariyer seçimlerini meşrulaştırdığına inanıyor.
the government legitimizes its authority through laws.
hükümet, yasalar aracılığıyla yetkisini meşrulaştırıyor.
his research legitimizes the use of alternative medicine.
onun araştırması alternatif tıbbın kullanımını meşrulaştırıyor.
the organization legitimizes its funding sources.
kuruluş, finansman kaynaklarını meşrulaştırıyor.
public support legitimizes the initiative.
kamuoyu desteği girişimi meşrulaştırıyor.
legitimizes the process of change within the company.
şirket içinde değişimin sürecini meşrulaştırıyor.
the treaty legitimizes the borders between the countries.
antlaşma ülkeler arasındaki sınırları meşrulaştırıyor.
his endorsement legitimizes the product in the market.
onun onayı, ürünü piyasada meşrulaştırıyor.
legitimizes authority
yetkiyi meşrulaştırır
legitimizes actions
eylemleri meşrulaştırır
legitimizes power
gücü meşrulaştırır
legitimizes decisions
kararları meşrulaştırır
legitimizes practices
uygulamaları meşrulaştırır
legitimizes processes
süreçleri meşrulaştırır
legitimizes claims
iddiaları meşrulaştırır
legitimizes beliefs
inançları meşrulaştırır
legitimizes systems
sistemleri meşrulaştırır
legitimizes relationships
ilişkileri meşrulaştırır
his actions legitimizes the new policy.
onun eylemleri yeni politikayı meşrulaştırıyor.
the court's ruling legitimizes the marriage.
mahkemenin kararı evliliği meşrulaştırıyor.
she believes that education legitimizes her career choices.
eğitimin kariyer seçimlerini meşrulaştırdığına inanıyor.
the government legitimizes its authority through laws.
hükümet, yasalar aracılığıyla yetkisini meşrulaştırıyor.
his research legitimizes the use of alternative medicine.
onun araştırması alternatif tıbbın kullanımını meşrulaştırıyor.
the organization legitimizes its funding sources.
kuruluş, finansman kaynaklarını meşrulaştırıyor.
public support legitimizes the initiative.
kamuoyu desteği girişimi meşrulaştırıyor.
legitimizes the process of change within the company.
şirket içinde değişimin sürecini meşrulaştırıyor.
the treaty legitimizes the borders between the countries.
antlaşma ülkeler arasındaki sınırları meşrulaştırıyor.
his endorsement legitimizes the product in the market.
onun onayı, ürünü piyasada meşrulaştırıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir