lengthily explain
uzun uzun açıklamak
lengthily discuss
uzun uzun tartışmak
lengthily describe
uzun uzun tanımlamak
lengthily argue
uzun uzun savunmak
lengthily present
uzun uzun sunmak
lengthily narrate
uzun uzun anlatmak
lengthily review
uzun uzun gözden geçirmek
lengthily report
uzun uzun raporlamak
lengthily justify
uzun uzun haklı çıkarmak
lengthily analyze
uzun uzun analiz etmek
she spoke lengthily about her travels.
seyahatleri hakkında uzun uzun konuştu.
the report was written lengthily, covering every detail.
rapor, her detayı kapsayarak uzun uzun yazılmıştı.
he lengthily explained the rules of the game.
oyunun kurallarını uzun uzun açıkladı.
they discussed the project lengthily during the meeting.
toplantı sırasında projeyi uzun uzun konuştular.
she lengthily elaborated on her ideas.
fikirlerini uzun uzun detaylandırdı.
the teacher lengthily reviewed the chapter before the exam.
öğretmen sınavdan önce bölümü uzun uzun gözden geçirdi.
he lengthily debated the topic with his friends.
konuyu arkadaşlarıyla uzun uzun tartıştı.
she lengthily justified her decision to the committee.
kararını komiteye uzun uzun gerekçelendirdi.
the author lengthily described the setting in the novel.
yazar, romanda ortamı uzun uzun betimledi.
he lengthily narrated the events of the day.
o gün yaşanan olayları uzun uzun anlattı.
lengthily explain
uzun uzun açıklamak
lengthily discuss
uzun uzun tartışmak
lengthily describe
uzun uzun tanımlamak
lengthily argue
uzun uzun savunmak
lengthily present
uzun uzun sunmak
lengthily narrate
uzun uzun anlatmak
lengthily review
uzun uzun gözden geçirmek
lengthily report
uzun uzun raporlamak
lengthily justify
uzun uzun haklı çıkarmak
lengthily analyze
uzun uzun analiz etmek
she spoke lengthily about her travels.
seyahatleri hakkında uzun uzun konuştu.
the report was written lengthily, covering every detail.
rapor, her detayı kapsayarak uzun uzun yazılmıştı.
he lengthily explained the rules of the game.
oyunun kurallarını uzun uzun açıkladı.
they discussed the project lengthily during the meeting.
toplantı sırasında projeyi uzun uzun konuştular.
she lengthily elaborated on her ideas.
fikirlerini uzun uzun detaylandırdı.
the teacher lengthily reviewed the chapter before the exam.
öğretmen sınavdan önce bölümü uzun uzun gözden geçirdi.
he lengthily debated the topic with his friends.
konuyu arkadaşlarıyla uzun uzun tartıştı.
she lengthily justified her decision to the committee.
kararını komiteye uzun uzun gerekçelendirdi.
the author lengthily described the setting in the novel.
yazar, romanda ortamı uzun uzun betimledi.
he lengthily narrated the events of the day.
o gün yaşanan olayları uzun uzun anlattı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir