| Plural | littlenesses |
littleness matters
küçüklüğün önemi var
embrace littleness
küçüklüğü kucakla
celebrate littleness
küçüklüğü kutla
littleness of life
hayatın küçüklüğü
littleness brings joy
küçüklük neşe getirir
find littleness
küçüklüğü bul
littleness in nature
doğadaki küçüklük
littleness teaches humility
küçüklük tevazu öğretir
appreciate littleness
küçüklüğü takdir et
littleness inspires greatness
küçüklük büyükliğe ilham verir
the littleness of the child made him look even more adorable.
çocuğun küçüklüğü onu daha da sevimli gösteriyordu.
in the vast universe, our littleness is humbling.
geniş evrende, küçüklüğümüz bizi alçakgönüllü yapıyor.
she appreciated the littleness of the details in her artwork.
sanat eserindeki detayların küçüklüğünü takdir etti.
the littleness of the town made it feel cozy and inviting.
kasabanın küçüklüğü onu samimi ve davetkar hissettirdi.
he often reflects on the littleness of human problems.
insan sorunlarının küçüklüğünü sık sık düşünür.
in moments of crisis, the littleness of our worries becomes clear.
kriz anlarında, endişelerimizin küçüklüğü açıkça ortaya çıkar.
the littleness of the flower was overshadowed by its beauty.
çiçeğin küçüklüğü, güzelliği tarafından gölgeleniyordu.
he learned to embrace the littleness of life’s joys.
hayatın küçük zevklerini kucaklamayı öğrendi.
there is beauty in the littleness of everyday moments.
gündelik anların küçüklüğünde bir güzellik vardır.
she found strength in the littleness of her achievements.
başarılarının küçüklüğünde güç buldu.
littleness matters
küçüklüğün önemi var
embrace littleness
küçüklüğü kucakla
celebrate littleness
küçüklüğü kutla
littleness of life
hayatın küçüklüğü
littleness brings joy
küçüklük neşe getirir
find littleness
küçüklüğü bul
littleness in nature
doğadaki küçüklük
littleness teaches humility
küçüklük tevazu öğretir
appreciate littleness
küçüklüğü takdir et
littleness inspires greatness
küçüklük büyükliğe ilham verir
the littleness of the child made him look even more adorable.
çocuğun küçüklüğü onu daha da sevimli gösteriyordu.
in the vast universe, our littleness is humbling.
geniş evrende, küçüklüğümüz bizi alçakgönüllü yapıyor.
she appreciated the littleness of the details in her artwork.
sanat eserindeki detayların küçüklüğünü takdir etti.
the littleness of the town made it feel cozy and inviting.
kasabanın küçüklüğü onu samimi ve davetkar hissettirdi.
he often reflects on the littleness of human problems.
insan sorunlarının küçüklüğünü sık sık düşünür.
in moments of crisis, the littleness of our worries becomes clear.
kriz anlarında, endişelerimizin küçüklüğü açıkça ortaya çıkar.
the littleness of the flower was overshadowed by its beauty.
çiçeğin küçüklüğü, güzelliği tarafından gölgeleniyordu.
he learned to embrace the littleness of life’s joys.
hayatın küçük zevklerini kucaklamayı öğrendi.
there is beauty in the littleness of everyday moments.
gündelik anların küçüklüğünde bir güzellik vardır.
she found strength in the littleness of her achievements.
başarılarının küçüklüğünde güç buldu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir