luminescent spot
parıldayan nokta
luminescent material
parlak madde
The luminescent moon cast a soft glow over the landscape.
Parıldayan ay, manzara üzerine yumuşak bir parıltı yaydı.
She wore a luminescent dress to the party.
Partiye parıldayan bir elbise giydi.
The luminescent jellyfish glowed in the dark waters.
Parıldayan denizanası karanlık sularda parlıyordu.
The luminescent watch made it easy to tell the time in the dark.
Parıldayan saat, karanlıkta saati anlamayı kolaylaştırdı.
The luminescent paint on the walls created a magical atmosphere.
Duvarlardaki parıldayan boya büyülü bir atmosfer yarattı.
The luminescent stars twinkled in the night sky.
Parıldayan yıldızlar gece gökyüzünde parıldadı.
The luminescent fireflies danced around the garden.
Parıldayan ateş böcekleri bahçede dans etti.
The luminescent exit signs guided people to safety in the dark.
Parıldayan çıkış işaretleri karanlıkta insanları güvenliğe yönlendirdi.
The luminescent algae illuminated the underwater world.
Parıldayan algler, su altı dünyasını aydınlattı.
The luminescent clock on the bedside table glowed softly through the night.
Yatak başındaki parıldayan saat, gece boyunca yumuşakça parladı.
luminescent spot
parıldayan nokta
luminescent material
parlak madde
The luminescent moon cast a soft glow over the landscape.
Parıldayan ay, manzara üzerine yumuşak bir parıltı yaydı.
She wore a luminescent dress to the party.
Partiye parıldayan bir elbise giydi.
The luminescent jellyfish glowed in the dark waters.
Parıldayan denizanası karanlık sularda parlıyordu.
The luminescent watch made it easy to tell the time in the dark.
Parıldayan saat, karanlıkta saati anlamayı kolaylaştırdı.
The luminescent paint on the walls created a magical atmosphere.
Duvarlardaki parıldayan boya büyülü bir atmosfer yarattı.
The luminescent stars twinkled in the night sky.
Parıldayan yıldızlar gece gökyüzünde parıldadı.
The luminescent fireflies danced around the garden.
Parıldayan ateş böcekleri bahçede dans etti.
The luminescent exit signs guided people to safety in the dark.
Parıldayan çıkış işaretleri karanlıkta insanları güvenliğe yönlendirdi.
The luminescent algae illuminated the underwater world.
Parıldayan algler, su altı dünyasını aydınlattı.
The luminescent clock on the bedside table glowed softly through the night.
Yatak başındaki parıldayan saat, gece boyunca yumuşakça parladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir