mainstays of life
hayatın temel unsurları
mainstay businesses
temel işler
mainstay role
temel rol
mainstay figures
temel figürler
being mainstays
temel unsurlar olmak
mainstay product
temel ürün
were mainstays
temel unsurlardı
mainstays remain
temel unsurlar kalmaya devam ediyor
mainstay support
temel destek
mainstay team
temel ekip
coffee and pastries are mainstays of our morning routine.
Kahve ve pastalar sabah rutininin temel öğeleridir.
traditional folk songs remain mainstays of the region's culture.
Geleneksel halk şarkıları bölgenin kültürü için hâlâ temel öğelerdir.
for many, a warm cup of tea is a comforting mainstay.
Birçok insan için sıcak bir çay, rahatlatıcı bir temel öğedir.
the local bakery's sourdough bread is a culinary mainstay.
Yerel pastane tarafından yapılan fermantasyon bread, mutfağın temel öğesidir.
these classic novels are mainstays of the english literature curriculum.
Bu klasik romanlar İngiliz edebiyatı müfredatının temel öğeleridir.
reliable transportation is a crucial mainstay of a thriving economy.
Güvenilir ulaşım, iyi bir ekonomi için kritik bir temel öğedir.
the annual summer festival is a beloved community mainstay.
Yıllık yaz festivali, sevilen bir toplum temel öğesidir.
strong customer service is a key mainstay for business success.
Kuvvetli müşteri hizmetleri, iş başarısı için temel bir öğedir.
his insightful articles are mainstays of the weekly newspaper.
İncelemesi derin olan makaleleri haftalık gazetenin temel öğeleridir.
the company's flagship product has been a market mainstay for years.
Şirketin ana ürünleri, yıllardır pazarın temel öğeleridir.
regular exercise is a health mainstay for a long and active life.
Regüler egzersiz, uzun ve aktif bir hayat için sağlık açısından temel bir öğedir.
mainstays of life
hayatın temel unsurları
mainstay businesses
temel işler
mainstay role
temel rol
mainstay figures
temel figürler
being mainstays
temel unsurlar olmak
mainstay product
temel ürün
were mainstays
temel unsurlardı
mainstays remain
temel unsurlar kalmaya devam ediyor
mainstay support
temel destek
mainstay team
temel ekip
coffee and pastries are mainstays of our morning routine.
Kahve ve pastalar sabah rutininin temel öğeleridir.
traditional folk songs remain mainstays of the region's culture.
Geleneksel halk şarkıları bölgenin kültürü için hâlâ temel öğelerdir.
for many, a warm cup of tea is a comforting mainstay.
Birçok insan için sıcak bir çay, rahatlatıcı bir temel öğedir.
the local bakery's sourdough bread is a culinary mainstay.
Yerel pastane tarafından yapılan fermantasyon bread, mutfağın temel öğesidir.
these classic novels are mainstays of the english literature curriculum.
Bu klasik romanlar İngiliz edebiyatı müfredatının temel öğeleridir.
reliable transportation is a crucial mainstay of a thriving economy.
Güvenilir ulaşım, iyi bir ekonomi için kritik bir temel öğedir.
the annual summer festival is a beloved community mainstay.
Yıllık yaz festivali, sevilen bir toplum temel öğesidir.
strong customer service is a key mainstay for business success.
Kuvvetli müşteri hizmetleri, iş başarısı için temel bir öğedir.
his insightful articles are mainstays of the weekly newspaper.
İncelemesi derin olan makaleleri haftalık gazetenin temel öğeleridir.
the company's flagship product has been a market mainstay for years.
Şirketin ana ürünleri, yıllardır pazarın temel öğeleridir.
regular exercise is a health mainstay for a long and active life.
Regüler egzersiz, uzun ve aktif bir hayat için sağlık açısından temel bir öğedir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir