| Plural | millers |
flour miller
unlu değirmenci
miller's daughter
değirmencinin kızı
joe miller
joe miller
The miller ground wheat into flour at the local mill.
Değirmenci, yerel değirmen de buğdayı un haline getirdi.
The miller's daughter helped him with the daily tasks.
Değirmencinin kızı, günlük işlerinde ona yardım etti.
The old miller had been working at the mill for over forty years.
Yaşlı değirmenci, değirmen de kırk yıldan fazla çalışıyordu.
The miller's wife baked delicious bread using the freshly ground flour.
Değirmencinin karısı, taze öğütülmüş unu kullanarak lezzetli ekmek pişirdi.
The miller inspected the quality of the grain before grinding it.
Değirmenci, öğütmeden önce tanelerin kalitesini kontrol etti.
The miller's mill was powered by a water wheel.
Değirmencinin değirmeni bir su çarkı ile çalışıyordu.
The miller was known for producing the finest flour in the region.
Değirmenci, bölgedeki en iyi unu ürettiğiyle tanınıyordu.
The miller sold his flour at the local market every Saturday.
Değirmenci, her Cumartesi yerel pazarda ununu satardı.
The miller's apprentice learned the trade by working alongside him.
Değirmencinin çırağı, onun yanında çalışarak mesleği öğrendi.
The miller's family lived in a small cottage near the mill.
Değirmencinin ailesi değirmenin yakınındaki küçük bir kulübede yaşıyordu.
flour miller
unlu değirmenci
miller's daughter
değirmencinin kızı
joe miller
joe miller
The miller ground wheat into flour at the local mill.
Değirmenci, yerel değirmen de buğdayı un haline getirdi.
The miller's daughter helped him with the daily tasks.
Değirmencinin kızı, günlük işlerinde ona yardım etti.
The old miller had been working at the mill for over forty years.
Yaşlı değirmenci, değirmen de kırk yıldan fazla çalışıyordu.
The miller's wife baked delicious bread using the freshly ground flour.
Değirmencinin karısı, taze öğütülmüş unu kullanarak lezzetli ekmek pişirdi.
The miller inspected the quality of the grain before grinding it.
Değirmenci, öğütmeden önce tanelerin kalitesini kontrol etti.
The miller's mill was powered by a water wheel.
Değirmencinin değirmeni bir su çarkı ile çalışıyordu.
The miller was known for producing the finest flour in the region.
Değirmenci, bölgedeki en iyi unu ürettiğiyle tanınıyordu.
The miller sold his flour at the local market every Saturday.
Değirmenci, her Cumartesi yerel pazarda ununu satardı.
The miller's apprentice learned the trade by working alongside him.
Değirmencinin çırağı, onun yanında çalışarak mesleği öğrendi.
The miller's family lived in a small cottage near the mill.
Değirmencinin ailesi değirmenin yakınındaki küçük bir kulübede yaşıyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir