| Plural | moonbeams |
The moonbeam illuminated the path through the forest.
Ay ışığı, ormanın içindeki yolu aydınlattı.
She danced in the moonbeam, feeling the magic of the night.
Gecenin büyüsünü hissederek ay ışığında dans etti.
The lovers sat on the beach, basking in the soft moonbeam.
Sevgililer, nazik ay ışığında sahilde güneşlendiler.
The cat basked in the warm moonbeam streaming through the window.
Kedi, pencereden sızan sıcak ay ışığında güneşlendi.
The night was quiet, with only the sound of crickets and the gentle moonbeam.
Gece sessizdi, sadece çekirgelerin sesi ve nazik ay ışığı vardı.
She wished upon a moonbeam for her dreams to come true.
Rüyalarının gerçek olmasını dilemek için bir ay ışığına dilek tuttu.
The moonbeam reflected off the calm surface of the lake.
Ay ışığı, gölün sakin yüzeyinde yansıdı.
As she lay in bed, the moonbeam cast a silver glow on her face.
Yatağında yatar pozisyonda, ay ışığı yüzüne gümüş rengi bir parlaklık yolladı.
The children chased each other in the moonbeam, laughing and playing.
Çocuklar, kahkahalarla ve oynayarak ay ışığında birbirlerini kovaladılar.
The old house looked eerie in the pale moonbeam.
Eski ev, solgun ay ışığında ürkütücü görünüyordu.
The moonbeam illuminated the path through the forest.
Ay ışığı, ormanın içindeki yolu aydınlattı.
She danced in the moonbeam, feeling the magic of the night.
Gecenin büyüsünü hissederek ay ışığında dans etti.
The lovers sat on the beach, basking in the soft moonbeam.
Sevgililer, nazik ay ışığında sahilde güneşlendiler.
The cat basked in the warm moonbeam streaming through the window.
Kedi, pencereden sızan sıcak ay ışığında güneşlendi.
The night was quiet, with only the sound of crickets and the gentle moonbeam.
Gece sessizdi, sadece çekirgelerin sesi ve nazik ay ışığı vardı.
She wished upon a moonbeam for her dreams to come true.
Rüyalarının gerçek olmasını dilemek için bir ay ışığına dilek tuttu.
The moonbeam reflected off the calm surface of the lake.
Ay ışığı, gölün sakin yüzeyinde yansıdı.
As she lay in bed, the moonbeam cast a silver glow on her face.
Yatağında yatar pozisyonda, ay ışığı yüzüne gümüş rengi bir parlaklık yolladı.
The children chased each other in the moonbeam, laughing and playing.
Çocuklar, kahkahalarla ve oynayarak ay ışığında birbirlerini kovaladılar.
The old house looked eerie in the pale moonbeam.
Eski ev, solgun ay ışığında ürkütücü görünüyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir