| Plural | mundanenesses |
mundaneness of life
yaşamın sıradanlığı
embracing mundaneness
sıradanlığı kucaklamak
mundaneness in routine
rutindeki sıradanlık
mundaneness of work
işteki sıradanlık
finding mundaneness
sıradanlığı bulmak
mundaneness of existence
varoluşun sıradanlığı
celebrating mundaneness
sıradanlığı kutlamak
mundaneness in art
sanattaki sıradanlık
mundaneness of time
zamanın sıradanlığı
mundaneness of nature
doğanın sıradanlığı
she found beauty in the mundaneness of everyday life.
o, gündelik yaşamın sıradanlığında güzellik buldu.
the mundaneness of his routine made him feel stuck.
rutininin sıradanlığı onu sıkışmış hissetmesine neden oldu.
he learned to appreciate the mundaneness of simple tasks.
basit görevlerin sıradanlığını takdir etmeyi öğrendi.
in the mundaneness of her job, she found unexpected joy.
işinin sıradanlığında, beklenmedik bir neşe buldu.
the artist captured the mundaneness of urban life in her paintings.
sanatçı, kent yaşamının sıradanlığını resimlerinde yakaladı.
he often reflected on the mundaneness of his daily activities.
günlük aktivitelerinin sıradanlığı üzerine sık sık düşündü.
the mundaneness of the landscape was surprisingly calming.
peyzajın sıradanlığı şaşırtıcı derecede sakinleştiriciydi.
she embraced the mundaneness of her life as a source of stability.
hayatının sıradanlığını bir istikrar kaynağı olarak kucakladı.
finding joy in the mundaneness can lead to a happier life.
sıradanlığında neşe bulmak daha mutlu bir hayata yol açabilir.
the mundaneness of the task allowed for deep thinking.
görevin sıradanlığı derin düşünme fırsatı verdi.
mundaneness of life
yaşamın sıradanlığı
embracing mundaneness
sıradanlığı kucaklamak
mundaneness in routine
rutindeki sıradanlık
mundaneness of work
işteki sıradanlık
finding mundaneness
sıradanlığı bulmak
mundaneness of existence
varoluşun sıradanlığı
celebrating mundaneness
sıradanlığı kutlamak
mundaneness in art
sanattaki sıradanlık
mundaneness of time
zamanın sıradanlığı
mundaneness of nature
doğanın sıradanlığı
she found beauty in the mundaneness of everyday life.
o, gündelik yaşamın sıradanlığında güzellik buldu.
the mundaneness of his routine made him feel stuck.
rutininin sıradanlığı onu sıkışmış hissetmesine neden oldu.
he learned to appreciate the mundaneness of simple tasks.
basit görevlerin sıradanlığını takdir etmeyi öğrendi.
in the mundaneness of her job, she found unexpected joy.
işinin sıradanlığında, beklenmedik bir neşe buldu.
the artist captured the mundaneness of urban life in her paintings.
sanatçı, kent yaşamının sıradanlığını resimlerinde yakaladı.
he often reflected on the mundaneness of his daily activities.
günlük aktivitelerinin sıradanlığı üzerine sık sık düşündü.
the mundaneness of the landscape was surprisingly calming.
peyzajın sıradanlığı şaşırtıcı derecede sakinleştiriciydi.
she embraced the mundaneness of her life as a source of stability.
hayatının sıradanlığını bir istikrar kaynağı olarak kucakladı.
finding joy in the mundaneness can lead to a happier life.
sıradanlığında neşe bulmak daha mutlu bir hayata yol açabilir.
the mundaneness of the task allowed for deep thinking.
görevin sıradanlığı derin düşünme fırsatı verdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir