phantom-like figure
Ghost gibi figür
phantom-like presence
Ghost gibi varlık
phantom-like glow
Ghost gibi ışık
phantom-like movements
Ghost gibi hareketler
a phantom-like sound
Ghost gibi ses
phantom-like appearance
Ghost gibi görünüm
phantom-like quality
Ghost gibi nitelik
phantom-like feeling
Ghost gibi his
phantom-like echo
Ghost gibi ses dalgası
phantom-like trail
Ghost gibi iz
the fog rolled in, giving the trees a phantom-like appearance.
sis, ağaçlara hayalet gibi bir görünüm verdi.
he described the memory as phantom-like, fading with time.
hatırasını zamanla kaybolan bir hayalet gibi tanımladı.
a phantom-like figure flickered at the edge of my vision.
gözümün ucunda hayalet gibi bir figür yanıp söndü.
the music had a phantom-like quality, both haunting and beautiful.
müzik, hem ürkütücü hem de güzel bir hayalet gibi bir nitelik taşıyordu.
she felt a phantom-like touch on her arm, but no one was there.
koluna hayalet gibi bir dokunuş hissetti, ama orada kimse yoktu.
the abandoned mansion had a phantom-like presence in the neighborhood.
terk edilmiş saray, mahallede hayalet gibi bir varlık gibi hissediliyordu.
the dancer moved with a phantom-like grace across the stage.
dansçı, sahne boyunca hayalet gibi bir grasiyle hareket etti.
the city skyline took on a phantom-like glow under the moonlight.
şehir manzarası, ay ışığında hayalet gibi bir parıltı aldı.
he experienced phantom-like pains in his leg after the injury.
yaralanmanın ardından bacaklarında hayalet gibi ağrılar yaşadı.
the painting evoked a phantom-like world of dreams and imagination.
resim, hayal ve hayal gücünün hayalet gibi bir dünyasını çağrıştırdı.
a phantom-like echo bounced off the canyon walls.
bir hayalet gibi ses, vadideki duvarlardan sıçradı.
phantom-like figure
Ghost gibi figür
phantom-like presence
Ghost gibi varlık
phantom-like glow
Ghost gibi ışık
phantom-like movements
Ghost gibi hareketler
a phantom-like sound
Ghost gibi ses
phantom-like appearance
Ghost gibi görünüm
phantom-like quality
Ghost gibi nitelik
phantom-like feeling
Ghost gibi his
phantom-like echo
Ghost gibi ses dalgası
phantom-like trail
Ghost gibi iz
the fog rolled in, giving the trees a phantom-like appearance.
sis, ağaçlara hayalet gibi bir görünüm verdi.
he described the memory as phantom-like, fading with time.
hatırasını zamanla kaybolan bir hayalet gibi tanımladı.
a phantom-like figure flickered at the edge of my vision.
gözümün ucunda hayalet gibi bir figür yanıp söndü.
the music had a phantom-like quality, both haunting and beautiful.
müzik, hem ürkütücü hem de güzel bir hayalet gibi bir nitelik taşıyordu.
she felt a phantom-like touch on her arm, but no one was there.
koluna hayalet gibi bir dokunuş hissetti, ama orada kimse yoktu.
the abandoned mansion had a phantom-like presence in the neighborhood.
terk edilmiş saray, mahallede hayalet gibi bir varlık gibi hissediliyordu.
the dancer moved with a phantom-like grace across the stage.
dansçı, sahne boyunca hayalet gibi bir grasiyle hareket etti.
the city skyline took on a phantom-like glow under the moonlight.
şehir manzarası, ay ışığında hayalet gibi bir parıltı aldı.
he experienced phantom-like pains in his leg after the injury.
yaralanmanın ardından bacaklarında hayalet gibi ağrılar yaşadı.
the painting evoked a phantom-like world of dreams and imagination.
resim, hayal ve hayal gücünün hayalet gibi bir dünyasını çağrıştırdı.
a phantom-like echo bounced off the canyon walls.
bir hayalet gibi ses, vadideki duvarlardan sıçradı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir