proliferative disorder
yaygın çoğalma bozukluğu
The company is experiencing a proliferative phase of growth.
Şirket, hızlı bir büyüme evresi yaşıyor.
Proliferative diseases can be challenging to treat.
Yaygın hastalıkların tedavisi zor olabilir.
The internet has led to a proliferative amount of information available at our fingertips.
İnternet, parmak uçlarımızda erişilebilen muazzam miktarda bilgiye yol açtı.
Cancer is a proliferative disease characterized by uncontrolled cell growth.
Kanser, kontrolsüz hücre büyümesi ile karakterize yaygın bir hastalıktır.
The proliferative nature of social media has changed the way we communicate.
Sosyal medyanın yaygın doğası, iletişim kurma şeklimizi değiştirdi.
The skin undergoes a proliferative phase during the healing process.
Cilt, iyileşme sürecinde yaygın bir evre geçirir.
Proliferative industries like technology are constantly evolving.
Teknoloji gibi yaygın endüstriler sürekli olarak gelişmektedir.
Certain plants have proliferative tendencies in the right conditions.
Uygun koşullarda bazı bitkiler yaygın bir eğilim gösterir.
The proliferative capacity of stem cells makes them valuable in regenerative medicine.
Kök hücrelerin yaygın kapasitesi, onları rejeneratif tıpta değerli kılar.
Proliferative retinopathy is a serious complication of diabetes.
Yaygın retina hastalığı, diyabetin ciddi bir komplikasyonudur.
proliferative disorder
yaygın çoğalma bozukluğu
The company is experiencing a proliferative phase of growth.
Şirket, hızlı bir büyüme evresi yaşıyor.
Proliferative diseases can be challenging to treat.
Yaygın hastalıkların tedavisi zor olabilir.
The internet has led to a proliferative amount of information available at our fingertips.
İnternet, parmak uçlarımızda erişilebilen muazzam miktarda bilgiye yol açtı.
Cancer is a proliferative disease characterized by uncontrolled cell growth.
Kanser, kontrolsüz hücre büyümesi ile karakterize yaygın bir hastalıktır.
The proliferative nature of social media has changed the way we communicate.
Sosyal medyanın yaygın doğası, iletişim kurma şeklimizi değiştirdi.
The skin undergoes a proliferative phase during the healing process.
Cilt, iyileşme sürecinde yaygın bir evre geçirir.
Proliferative industries like technology are constantly evolving.
Teknoloji gibi yaygın endüstriler sürekli olarak gelişmektedir.
Certain plants have proliferative tendencies in the right conditions.
Uygun koşullarda bazı bitkiler yaygın bir eğilim gösterir.
The proliferative capacity of stem cells makes them valuable in regenerative medicine.
Kök hücrelerin yaygın kapasitesi, onları rejeneratif tıpta değerli kılar.
Proliferative retinopathy is a serious complication of diabetes.
Yaygın retina hastalığı, diyabetin ciddi bir komplikasyonudur.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir