| Plural | provincialisms |
His provincialism prevented him from appreciating different cultures.
Onun yerelciliği, farklı kültürleri takdir etmesini engelledi.
She was surprised by the provincialism of the small town.
Küçük kasabanın yerelciliği onu şaşırttı.
The company aims to break free from provincialism and expand globally.
Şirket, yerelcilikten kurtulmayı ve küresel olarak genişlemeyi amaçlıyor.
Provincialism can hinder progress and innovation in a society.
Yerelcilik, bir toplumda ilerlemeyi ve yeniliği engelleyebilir.
His narrow-minded provincialism limited his worldview.
Onun dar görüşlü yerelciliği dünya görüşünü sınırladı.
The novel explores themes of provincialism and urbanization.
Roman, yerelcilik ve kentleşme temalarını ele alıyor.
She found the provincialism of the local government frustrating.
Yerel yönetimin yerelciliği onu hayal kırıklığına uğrattı.
Provincialism can lead to a lack of exposure to diverse ideas and perspectives.
Yerelcilik, çeşitli fikir ve bakış açılarına maruz kalmamaya yol açabilir.
The professor criticized the students' provincialism in their approach to global issues.
Profesör, öğrencilerin küresel konulara yaklaşımlarındaki yerelciliğini eleştirdi.
The artist's work reflects a rejection of provincialism and a celebration of cosmopolitanism.
Sanatçının eserleri, yerelciliğin reddedilmesini ve kozmopolitliliğin kutlanmasını yansıtıyor.
His provincialism prevented him from appreciating different cultures.
Onun yerelciliği, farklı kültürleri takdir etmesini engelledi.
She was surprised by the provincialism of the small town.
Küçük kasabanın yerelciliği onu şaşırttı.
The company aims to break free from provincialism and expand globally.
Şirket, yerelcilikten kurtulmayı ve küresel olarak genişlemeyi amaçlıyor.
Provincialism can hinder progress and innovation in a society.
Yerelcilik, bir toplumda ilerlemeyi ve yeniliği engelleyebilir.
His narrow-minded provincialism limited his worldview.
Onun dar görüşlü yerelciliği dünya görüşünü sınırladı.
The novel explores themes of provincialism and urbanization.
Roman, yerelcilik ve kentleşme temalarını ele alıyor.
She found the provincialism of the local government frustrating.
Yerel yönetimin yerelciliği onu hayal kırıklığına uğrattı.
Provincialism can lead to a lack of exposure to diverse ideas and perspectives.
Yerelcilik, çeşitli fikir ve bakış açılarına maruz kalmamaya yol açabilir.
The professor criticized the students' provincialism in their approach to global issues.
Profesör, öğrencilerin küresel konulara yaklaşımlarındaki yerelciliğini eleştirdi.
The artist's work reflects a rejection of provincialism and a celebration of cosmopolitanism.
Sanatçının eserleri, yerelciliğin reddedilmesini ve kozmopolitliliğin kutlanmasını yansıtıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir