rigidified structure
katılaştırılmış yapı
rigidified material
katılaştırılmış malzeme
rigidified form
katılaştırılmış biçim
rigidified surface
katılaştırılmış yüzey
rigidified state
katılaştırılmış durum
rigidified layer
katılaştırılmış tabaka
rigidified design
katılaştırılmış tasarım
rigidified process
katılaştırma işlemi
rigidified element
katılaştırılmış eleman
rigidified phase
katılaştırılmış faz
the artist's style has rigidified over the years.
sanatçının tarzı yıllar içinde katılaşmıştır.
his opinions have rigidified, making discussions difficult.
onun fikirleri katılaşmış, bu da tartışmayı zorlaştırmıştır.
as the rules rigidified, creativity was stifled.
kurallar katılaştıkça yaratıcılık engellenmiştir.
her rigidified beliefs prevented her from seeing other perspectives.
onun katılaşmış inançları onu farklı bakış açılarını görmekten alıkoymuştur.
the organization's policies have rigidified over time.
kurumun politikaları zamanla katılaşmıştır.
his approach to problem-solving has rigidified into a routine.
sorun çözme yaklaşımı bir rutin haline dönüşerek katılaşmıştır.
the framework rigidified, leaving no room for innovation.
çerçeve katılaşmış, yenilik için yer bırakmamıştır.
as society rigidified, individual freedoms were compromised.
toplum katılaştıkça bireysel özgürlükler kısıtlanmıştır.
his rigidified attitude made it hard to adapt to change.
onun katılaşmış tutumu değişime uyum sağlamayı zorlaştırmıştır.
the company's culture rigidified, discouraging new ideas.
şirketin kültürü katılaşmış, yeni fikirleri cesaretlendirmemiştir.
rigidified structure
katılaştırılmış yapı
rigidified material
katılaştırılmış malzeme
rigidified form
katılaştırılmış biçim
rigidified surface
katılaştırılmış yüzey
rigidified state
katılaştırılmış durum
rigidified layer
katılaştırılmış tabaka
rigidified design
katılaştırılmış tasarım
rigidified process
katılaştırma işlemi
rigidified element
katılaştırılmış eleman
rigidified phase
katılaştırılmış faz
the artist's style has rigidified over the years.
sanatçının tarzı yıllar içinde katılaşmıştır.
his opinions have rigidified, making discussions difficult.
onun fikirleri katılaşmış, bu da tartışmayı zorlaştırmıştır.
as the rules rigidified, creativity was stifled.
kurallar katılaştıkça yaratıcılık engellenmiştir.
her rigidified beliefs prevented her from seeing other perspectives.
onun katılaşmış inançları onu farklı bakış açılarını görmekten alıkoymuştur.
the organization's policies have rigidified over time.
kurumun politikaları zamanla katılaşmıştır.
his approach to problem-solving has rigidified into a routine.
sorun çözme yaklaşımı bir rutin haline dönüşerek katılaşmıştır.
the framework rigidified, leaving no room for innovation.
çerçeve katılaşmış, yenilik için yer bırakmamıştır.
as society rigidified, individual freedoms were compromised.
toplum katılaştıkça bireysel özgürlükler kısıtlanmıştır.
his rigidified attitude made it hard to adapt to change.
onun katılaşmış tutumu değişime uyum sağlamayı zorlaştırmıştır.
the company's culture rigidified, discouraging new ideas.
şirketin kültürü katılaşmış, yeni fikirleri cesaretlendirmemiştir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir