| Plural | roamers |
free roamer
Turkish_translation
lone roamer
Turkish_translation
street roamer
Turkish_translation
roamer's guide
Turkish_translation
roamer's choice
Turkish_translation
the lone roamer wandered through the ancient forest.
Yalnız dolaşan, eski ormanı geçti.
he was a seasoned roamer of the high seas.
O, denizlerde deneyimli bir dolaşandı.
a wildlife roamer, she studied animal migration patterns.
Hayatı dolaşan biri, hayvan göç desenlerini inceledi.
the roamer’s spirit yearned for new adventures.
Dolaşanın ruhu yeni maceralar için özlemişti.
the desert roamer sought shade from the scorching sun.
Kuraklık dolaşan gölgeler arıyordu.
he was a prolific roamer of art galleries.
O, sanat galerilerinde çok sayıda dolaşanlardan biriydi.
the city roamer explored hidden alleyways and cafes.
Şehir dolaşan gizli sokaklar ve kahvehaneleri keşfetti.
a dedicated roamer, she documented local folklore.
Özverili bir dolaşan, yerel halk hikayelerini belgeledi.
the roamer’s journey took him across continents.
Dolaşanın yolculuğu onu kıtalar arasında götürdü.
he was a free roamer, unbound by convention.
O, geleneklere bağlı olmayan özgür bir dolaşandı.
the night roamer observed the stars with fascination.
Geceleri dolaşan yıldızlara hayranlıkla baktı.
free roamer
Turkish_translation
lone roamer
Turkish_translation
street roamer
Turkish_translation
roamer's guide
Turkish_translation
roamer's choice
Turkish_translation
the lone roamer wandered through the ancient forest.
Yalnız dolaşan, eski ormanı geçti.
he was a seasoned roamer of the high seas.
O, denizlerde deneyimli bir dolaşandı.
a wildlife roamer, she studied animal migration patterns.
Hayatı dolaşan biri, hayvan göç desenlerini inceledi.
the roamer’s spirit yearned for new adventures.
Dolaşanın ruhu yeni maceralar için özlemişti.
the desert roamer sought shade from the scorching sun.
Kuraklık dolaşan gölgeler arıyordu.
he was a prolific roamer of art galleries.
O, sanat galerilerinde çok sayıda dolaşanlardan biriydi.
the city roamer explored hidden alleyways and cafes.
Şehir dolaşan gizli sokaklar ve kahvehaneleri keşfetti.
a dedicated roamer, she documented local folklore.
Özverili bir dolaşan, yerel halk hikayelerini belgeledi.
the roamer’s journey took him across continents.
Dolaşanın yolculuğu onu kıtalar arasında götürdü.
he was a free roamer, unbound by convention.
O, geleneklere bağlı olmayan özgür bir dolaşandı.
the night roamer observed the stars with fascination.
Geceleri dolaşan yıldızlara hayranlıkla baktı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir