saddening news
üzücü haber
saddening fact
üzücü gerçek
saddening event
üzücü olay
saddening story
üzücü hikaye
saddening reality
üzücü gerçeklik
saddening trend
üzücü eğilim
saddening situation
üzücü durum
saddening statistics
üzücü istatistikler
saddening outcome
üzücü sonuç
saddening loss
üzücü kayıp
it is saddening to see so many people suffering.
bu kadar çok insanın acı çekişini görmek üzücü.
the saddening news spread quickly through the community.
üzücü haber topluluk arasında hızla yayıldı.
her saddening story touched everyone in the room.
onun üzücü hikayesi odadaki herkesi etkiledi.
it's saddening that we lost such a talented artist.
bu kadar yetenekli bir sanatçıyı kaybetmemiz üzücü.
the saddening statistics reveal a harsh reality.
üzücü istatistikler acı bir gerçeği ortaya koyuyor.
he expressed his saddening feelings about the situation.
durumla ilgili üzücü hislerini dile getirdi.
it was a saddening farewell for the team.
takım için üzücü bir veda oldu.
the documentary highlighted the saddening effects of climate change.
belgesel, iklim değişikliğinin üzücü etkilerini vurguladı.
seeing the abandoned animals was truly saddening.
terk edilmiş hayvanları görmek gerçekten üzücüydü.
the saddening reality of war affects everyone.
savaşın üzücü gerçeği herkesi etkiliyor.
saddening news
üzücü haber
saddening fact
üzücü gerçek
saddening event
üzücü olay
saddening story
üzücü hikaye
saddening reality
üzücü gerçeklik
saddening trend
üzücü eğilim
saddening situation
üzücü durum
saddening statistics
üzücü istatistikler
saddening outcome
üzücü sonuç
saddening loss
üzücü kayıp
it is saddening to see so many people suffering.
bu kadar çok insanın acı çekişini görmek üzücü.
the saddening news spread quickly through the community.
üzücü haber topluluk arasında hızla yayıldı.
her saddening story touched everyone in the room.
onun üzücü hikayesi odadaki herkesi etkiledi.
it's saddening that we lost such a talented artist.
bu kadar yetenekli bir sanatçıyı kaybetmemiz üzücü.
the saddening statistics reveal a harsh reality.
üzücü istatistikler acı bir gerçeği ortaya koyuyor.
he expressed his saddening feelings about the situation.
durumla ilgili üzücü hislerini dile getirdi.
it was a saddening farewell for the team.
takım için üzücü bir veda oldu.
the documentary highlighted the saddening effects of climate change.
belgesel, iklim değişikliğinin üzücü etkilerini vurguladı.
seeing the abandoned animals was truly saddening.
terk edilmiş hayvanları görmek gerçekten üzücüydü.
the saddening reality of war affects everyone.
savaşın üzücü gerçeği herkesi etkiliyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir