shimmering light
parıldayan ışık
shimmering water
parıldayan su
shimmering stars
parıldayan yıldızlar
shimmering surface
parıldayan yüzey
shimmering fabric
parıldayan kumaş
shimmering jewels
parıldayan mücevherler
shimmering sky
parıldayan gökyüzü
shimmering glow
parıldayan ışıltı
shimmering beauty
parıldayan güzellik
shimmering waves
parıldayan dalgalar
the lake was shimmering under the bright sun.
göl, parlak güneşin altında ışıldıyordu.
she wore a shimmering dress to the party.
partiye ışıltılı bir elbise giydi.
the stars were shimmering in the night sky.
yıldızlar gece gökyüzünde parlıyordu.
the shimmering waves danced on the ocean.
ışıltılı dalgalar okyanusta dans ediyordu.
he admired the shimmering lights of the city.
şehir ışıklarının ışıltısına hayran kaldı.
the shimmering surface of the water caught my eye.
suyun ışıltılı yüzeyi dikkatimi çekti.
the shimmering gold necklace sparkled in the light.
ışıltılı altın kolye ışıkta parlıyordu.
she had a shimmering smile that lit up the room.
odayı aydınlatan ışıltılı bir gülümüse vardı.
the shimmering ice on the pond was beautiful.
havuzdaki ışıltılı buz çok güzeldi.
as the sun set, the sky became a shimmering canvas of colors.
güneş batarken gökyüzü renklerin ışıltılı bir tuvali oldu.
shimmering light
parıldayan ışık
shimmering water
parıldayan su
shimmering stars
parıldayan yıldızlar
shimmering surface
parıldayan yüzey
shimmering fabric
parıldayan kumaş
shimmering jewels
parıldayan mücevherler
shimmering sky
parıldayan gökyüzü
shimmering glow
parıldayan ışıltı
shimmering beauty
parıldayan güzellik
shimmering waves
parıldayan dalgalar
the lake was shimmering under the bright sun.
göl, parlak güneşin altında ışıldıyordu.
she wore a shimmering dress to the party.
partiye ışıltılı bir elbise giydi.
the stars were shimmering in the night sky.
yıldızlar gece gökyüzünde parlıyordu.
the shimmering waves danced on the ocean.
ışıltılı dalgalar okyanusta dans ediyordu.
he admired the shimmering lights of the city.
şehir ışıklarının ışıltısına hayran kaldı.
the shimmering surface of the water caught my eye.
suyun ışıltılı yüzeyi dikkatimi çekti.
the shimmering gold necklace sparkled in the light.
ışıltılı altın kolye ışıkta parlıyordu.
she had a shimmering smile that lit up the room.
odayı aydınlatan ışıltılı bir gülümüse vardı.
the shimmering ice on the pond was beautiful.
havuzdaki ışıltılı buz çok güzeldi.
as the sun set, the sky became a shimmering canvas of colors.
güneş batarken gökyüzü renklerin ışıltılı bir tuvali oldu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir