The slithery snake moved silently through the grass.
Kaygan yılan, çimenin içinden sessizce hareket etti.
I don't like the feeling of slithery seaweed touching my feet.
Kaygan deniz yosunlarının ayaklarıma dokunması hoşuma gitmiyor.
The slithery eel wriggled out of the fisherman's grasp.
Kaygan yayın balığı, balıkçının elinden sıyrıldı.
Her slithery dance moves mesmerized the audience.
Onun kaygan dans hareketleri seyircileri büyüledi.
The slithery texture of the silk fabric felt luxurious against her skin.
İpek kumaşın kaygan dokusu tenine karşı lüks hissettirdi.
The slithery sound of the wind through the trees made the night feel eerie.
Ağaçlar arasından esen rüzgarın kaygan sesi geceye ürkütücü bir hava verdi.
She recoiled in fear when she felt something slithery brush against her leg.
Kaygan bir şey bacağına dokunduğunda korkuyla geri çekildi.
The slithery creature slithered away into the darkness.
Kaygan yaratık karanlığa doğru sürünerek uzaklaştı.
The slithery trail left by the snail glistened in the sunlight.
Salyangozun bıraktığı kaygan iz güneş ışığında parlıyordu.
He felt a slithery sensation as the mud oozed between his toes.
Çamurun parmaklarının arasına sızdığını hissettiğinde kaygan bir his uyandı.
The slithery snake moved silently through the grass.
Kaygan yılan, çimenin içinden sessizce hareket etti.
I don't like the feeling of slithery seaweed touching my feet.
Kaygan deniz yosunlarının ayaklarıma dokunması hoşuma gitmiyor.
The slithery eel wriggled out of the fisherman's grasp.
Kaygan yayın balığı, balıkçının elinden sıyrıldı.
Her slithery dance moves mesmerized the audience.
Onun kaygan dans hareketleri seyircileri büyüledi.
The slithery texture of the silk fabric felt luxurious against her skin.
İpek kumaşın kaygan dokusu tenine karşı lüks hissettirdi.
The slithery sound of the wind through the trees made the night feel eerie.
Ağaçlar arasından esen rüzgarın kaygan sesi geceye ürkütücü bir hava verdi.
She recoiled in fear when she felt something slithery brush against her leg.
Kaygan bir şey bacağına dokunduğunda korkuyla geri çekildi.
The slithery creature slithered away into the darkness.
Kaygan yaratık karanlığa doğru sürünerek uzaklaştı.
The slithery trail left by the snail glistened in the sunlight.
Salyangozun bıraktığı kaygan iz güneş ışığında parlıyordu.
He felt a slithery sensation as the mud oozed between his toes.
Çamurun parmaklarının arasına sızdığını hissettiğinde kaygan bir his uyandı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir