time slowed
zaman yavaşladı
traffic slowed
trafik yavaşladı
heart slowed
kalp yavaşladı
process slowed
süreç yavaşladı
speed slowed
hız yavaşladı
growth slowed
büyüme yavaşladı
response slowed
tepki yavaşladı
momentum slowed
ivme yavaşladı
activity slowed
etkinlik yavaşladı
development slowed
gelişme yavaşladı
the car slowed down as it approached the traffic light.
araba trafik ışığına yaklaştıkça yavaşladı.
the music slowed to a gentle melody.
müzik yumuşak bir melodiye yavaşladı.
her heart slowed after the intense workout.
yoğun egzersizin ardından kalbi yavaşladı.
the project slowed due to a lack of funding.
finansman eksikliği nedeniyle proje yavaşladı.
the train slowed as it entered the station.
tren istasyona girerken yavaşladı.
time seemed to have slowed during the suspenseful moment.
gergin an sırasında zaman yavaşlamış gibiydi.
he slowed his pace to enjoy the scenery.
manzarayı izlemek için hızını yavaşlattı.
the debate slowed as everyone began to think.
herkes düşünmeye başladıkça tartışma yavaşladı.
her breathing slowed as she relaxed.
gevşediği için nefesi yavaşladı.
the economy has slowed in recent months.
ekonomi son aylarda yavaşladı.
time slowed
zaman yavaşladı
traffic slowed
trafik yavaşladı
heart slowed
kalp yavaşladı
process slowed
süreç yavaşladı
speed slowed
hız yavaşladı
growth slowed
büyüme yavaşladı
response slowed
tepki yavaşladı
momentum slowed
ivme yavaşladı
activity slowed
etkinlik yavaşladı
development slowed
gelişme yavaşladı
the car slowed down as it approached the traffic light.
araba trafik ışığına yaklaştıkça yavaşladı.
the music slowed to a gentle melody.
müzik yumuşak bir melodiye yavaşladı.
her heart slowed after the intense workout.
yoğun egzersizin ardından kalbi yavaşladı.
the project slowed due to a lack of funding.
finansman eksikliği nedeniyle proje yavaşladı.
the train slowed as it entered the station.
tren istasyona girerken yavaşladı.
time seemed to have slowed during the suspenseful moment.
gergin an sırasında zaman yavaşlamış gibiydi.
he slowed his pace to enjoy the scenery.
manzarayı izlemek için hızını yavaşlattı.
the debate slowed as everyone began to think.
herkes düşünmeye başladıkça tartışma yavaşladı.
her breathing slowed as she relaxed.
gevşediği için nefesi yavaşladı.
the economy has slowed in recent months.
ekonomi son aylarda yavaşladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir