| Plural | soledads |
la soledad
Türkçe_çeviri
sentir soledad
Türkçe_çeviri
soledad profunda
Türkçe_çeviri
vivir en soledad
Türkçe_çeviri
miedo a la soledad
Türkçe_çeviri
soledad absoluta
Türkçe_çeviri
soledad y silencio
Türkçe_çeviri
soledad del alma
Türkçe_çeviri
busco la soledad
Türkçe_çeviri
sufrir de soledad
Türkçe_çeviri
she lived in absolute soledad, far from the cares of the world.
kesin yalnızlık içinde, dünyanın kaygılarından uzak yaşadı.
the old man endured a deep soledad after his wife passed away.
karısı vefat ettikten sonra yaşlı adam derin bir yalnızlığa katlandı.
a terrible soledad consumed her during those long winter months.
o uzun kış aylarında korkunç bir yalnızlık onu ele geçirdi.
he felt a profound soledad even in the crowded room.
kalabalık odada bile derin bir yalnızlık hissetti.
the mountain hermit embraced soledad as his way of life.
dağ ermişi, yalnızlığı yaşam biçimi olarak kucakladı.
soledad gripped her heart when she received the sad news.
üzücü haberi aldığında yalnızlık kalbini yakaladı.
some people find peace in their soledad, while others suffer.
bazı insanlar yalnızlıklarında huzur bulurken, diğerleri acı çeker.
the poet wrote about the soledad of the human condition.
şair, insan durumunun yalnızlığı hakkında yazdı.
she wandered through the forest in quiet soledad.
sakin bir yalnızlık içinde ormanda dolaştı.
his soledad was broken by the arrival of old friends.
eski arkadaşlarının gelişiyle yalnızlığı bozuldu.
the solitude of the desert brought him a strange kind of soledad.
çölün yalnızlığı ona garip bir tür yalnızlık getirdi.
despite being surrounded by people, she experienced profound soledad.
insanlarla çevrili olmasına rağmen, derin bir yalnızlık yaşadı.
la soledad
Türkçe_çeviri
sentir soledad
Türkçe_çeviri
soledad profunda
Türkçe_çeviri
vivir en soledad
Türkçe_çeviri
miedo a la soledad
Türkçe_çeviri
soledad absoluta
Türkçe_çeviri
soledad y silencio
Türkçe_çeviri
soledad del alma
Türkçe_çeviri
busco la soledad
Türkçe_çeviri
sufrir de soledad
Türkçe_çeviri
she lived in absolute soledad, far from the cares of the world.
kesin yalnızlık içinde, dünyanın kaygılarından uzak yaşadı.
the old man endured a deep soledad after his wife passed away.
karısı vefat ettikten sonra yaşlı adam derin bir yalnızlığa katlandı.
a terrible soledad consumed her during those long winter months.
o uzun kış aylarında korkunç bir yalnızlık onu ele geçirdi.
he felt a profound soledad even in the crowded room.
kalabalık odada bile derin bir yalnızlık hissetti.
the mountain hermit embraced soledad as his way of life.
dağ ermişi, yalnızlığı yaşam biçimi olarak kucakladı.
soledad gripped her heart when she received the sad news.
üzücü haberi aldığında yalnızlık kalbini yakaladı.
some people find peace in their soledad, while others suffer.
bazı insanlar yalnızlıklarında huzur bulurken, diğerleri acı çeker.
the poet wrote about the soledad of the human condition.
şair, insan durumunun yalnızlığı hakkında yazdı.
she wandered through the forest in quiet soledad.
sakin bir yalnızlık içinde ormanda dolaştı.
his soledad was broken by the arrival of old friends.
eski arkadaşlarının gelişiyle yalnızlığı bozuldu.
the solitude of the desert brought him a strange kind of soledad.
çölün yalnızlığı ona garip bir tür yalnızlık getirdi.
despite being surrounded by people, she experienced profound soledad.
insanlarla çevrili olmasına rağmen, derin bir yalnızlık yaşadı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir