stifles creativity
yaratıcılığı engeller
stifles growth
büyümeyi engeller
stifles innovation
yeniliği engeller
stifles expression
ifadeyi engeller
stifles development
gelişimi engeller
stifles potential
potansiyeli engeller
stifles ideas
fikirleri engeller
stifles freedom
özgürlüğü engeller
stifles talent
yeteneği engeller
stifles passion
tutkuyu engeller
fear stifles creativity in many individuals.
korku, birçok bireyde yaratıcılığı boğar.
excessive regulations often stifles innovation.
aşırı düzenlemeler genellikle yeniliği engeller.
his harsh criticism stifles her confidence.
onun sert eleştirileri özgüvenini bastırır.
a toxic work environment stifles employee morale.
toksik bir çalışma ortamı çalışanların moralini boğar.
too much pressure stifles students' learning.
fazla baskı öğrencilerin öğrenimini engeller.
negative thoughts can stifles personal growth.
olumsuz düşünceler kişisel gelişimi bastırabilir.
her fear of failure stifles her ambition.
başarısızlık korkusu hırsını boğar.
overprotective parenting often stifles independence.
aşırı koruyucu ebeveynlik genellikle bağımsızlığı engeller.
strict rules can stifles a child's imagination.
katı kurallar bir çocuğun hayal gücünü bastırabilir.
societal norms sometimes stifles individual expression.
toplumsal normlar bazen bireysel ifadeyi engeller.
stifles creativity
yaratıcılığı engeller
stifles growth
büyümeyi engeller
stifles innovation
yeniliği engeller
stifles expression
ifadeyi engeller
stifles development
gelişimi engeller
stifles potential
potansiyeli engeller
stifles ideas
fikirleri engeller
stifles freedom
özgürlüğü engeller
stifles talent
yeteneği engeller
stifles passion
tutkuyu engeller
fear stifles creativity in many individuals.
korku, birçok bireyde yaratıcılığı boğar.
excessive regulations often stifles innovation.
aşırı düzenlemeler genellikle yeniliği engeller.
his harsh criticism stifles her confidence.
onun sert eleştirileri özgüvenini bastırır.
a toxic work environment stifles employee morale.
toksik bir çalışma ortamı çalışanların moralini boğar.
too much pressure stifles students' learning.
fazla baskı öğrencilerin öğrenimini engeller.
negative thoughts can stifles personal growth.
olumsuz düşünceler kişisel gelişimi bastırabilir.
her fear of failure stifles her ambition.
başarısızlık korkusu hırsını boğar.
overprotective parenting often stifles independence.
aşırı koruyucu ebeveynlik genellikle bağımsızlığı engeller.
strict rules can stifles a child's imagination.
katı kurallar bir çocuğun hayal gücünü bastırabilir.
societal norms sometimes stifles individual expression.
toplumsal normlar bazen bireysel ifadeyi engeller.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir