straitened circumstances
zor durum
straitened budget
sıkışmış bütçe
straitened resources
sınırlı kaynaklar
He is straitened for want of money.
Parası olmadığı için sıkıntı içindeydi.
they lived in straitened circumstances.
Sıkıntılı koşullarda yaşıyorlardı.
He was a writer living in straitened circumstances.
O, sıkıntılı koşullarda yaşayan bir yazardı.
straitened circumstances call for creative solutions
Sıkıntılı koşullar yaratıcı çözümler gerektirir.
living in straitened circumstances
Sıkıntılı koşullarda yaşamak.
straitened circumstances force people to make tough decisions
Sıkıntılı koşullar insanları zor kararlar almaya zorlar.
straitened circumstances
zor durum
straitened budget
sıkışmış bütçe
straitened resources
sınırlı kaynaklar
He is straitened for want of money.
Parası olmadığı için sıkıntı içindeydi.
they lived in straitened circumstances.
Sıkıntılı koşullarda yaşıyorlardı.
He was a writer living in straitened circumstances.
O, sıkıntılı koşullarda yaşayan bir yazardı.
straitened circumstances call for creative solutions
Sıkıntılı koşullar yaratıcı çözümler gerektirir.
living in straitened circumstances
Sıkıntılı koşullarda yaşamak.
straitened circumstances force people to make tough decisions
Sıkıntılı koşullar insanları zor kararlar almaya zorlar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir