strengthened bond
güçlendirilmiş bağ
strengthened support
güçlendirilmiş destek
strengthened ties
güçlendirilmiş bağlar
strengthened position
güçlendirilmiş konum
strengthened resolve
güçlendirilmiş kararlılık
strengthened security
güçlendirilmiş güvenlik
strengthened capacity
güçlendirilmiş kapasite
strengthened framework
güçlendirilmiş çerçeve
strengthened community
güçlendirilmiş topluluk
strengthened partnership
güçlendirilmiş ortaklık
our partnership has been strengthened over the years.
ortaklığımız yıllar içinde güçlendi.
the new policy has strengthened our commitment to sustainability.
yeni politika sürdürülebilirliğe olan bağlılığımızı güçlendirdi.
she has strengthened her skills through continuous practice.
sürekli pratik yaparak becerilerini geliştirdi.
the team has strengthened its defense in recent matches.
takım son maçlarda savunmasını güçlendirdi.
his argument was strengthened by recent research findings.
son araştırmaların bulguları argümanını güçlendirdi.
the community has strengthened its ties through various events.
topluluk çeşitli etkinlikler aracılığıyla bağlarını güçlendirdi.
regular exercise has strengthened her overall health.
düzenli egzersiz genel sağlığını güçlendirdi.
they have strengthened their relationship by communicating openly.
açık iletişim kurarak ilişkilerini güçlendirdiler.
the training program has strengthened the employees' skills.
eğitim programı çalışanların becerilerini güçlendirdi.
his leadership has strengthened the team's morale.
onun liderliği takımın moralini güçlendirdi.
strengthened bond
güçlendirilmiş bağ
strengthened support
güçlendirilmiş destek
strengthened ties
güçlendirilmiş bağlar
strengthened position
güçlendirilmiş konum
strengthened resolve
güçlendirilmiş kararlılık
strengthened security
güçlendirilmiş güvenlik
strengthened capacity
güçlendirilmiş kapasite
strengthened framework
güçlendirilmiş çerçeve
strengthened community
güçlendirilmiş topluluk
strengthened partnership
güçlendirilmiş ortaklık
our partnership has been strengthened over the years.
ortaklığımız yıllar içinde güçlendi.
the new policy has strengthened our commitment to sustainability.
yeni politika sürdürülebilirliğe olan bağlılığımızı güçlendirdi.
she has strengthened her skills through continuous practice.
sürekli pratik yaparak becerilerini geliştirdi.
the team has strengthened its defense in recent matches.
takım son maçlarda savunmasını güçlendirdi.
his argument was strengthened by recent research findings.
son araştırmaların bulguları argümanını güçlendirdi.
the community has strengthened its ties through various events.
topluluk çeşitli etkinlikler aracılığıyla bağlarını güçlendirdi.
regular exercise has strengthened her overall health.
düzenli egzersiz genel sağlığını güçlendirdi.
they have strengthened their relationship by communicating openly.
açık iletişim kurarak ilişkilerini güçlendirdiler.
the training program has strengthened the employees' skills.
eğitim programı çalışanların becerilerini güçlendirdi.
his leadership has strengthened the team's morale.
onun liderliği takımın moralini güçlendirdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir