| Plural | sublimities |
did not its sublimity overpass a little the bounds of the ridiculous?.
onun yüceliği biraz saçmalığın sınırlarını aştı mı?.
The painting captured the sublimity of the natural landscape.
Tablo, doğal manzaranın yüceliğini yakalamıştı.
She was in awe of the sublimity of the majestic mountains.
O, görkemli dağların yüceliğine hayran kaldı.
The music filled the room with a sense of sublimity.
Müzik, odayı bir yücelik duygusuyla doldurdu.
His speech was filled with eloquence and sublimity.
Konuşması, zarafet ve yücelikle doluydu.
The cathedral's architecture exuded a sense of sublimity.
Katedralin mimarisi, bir yücelik duygusu yayıyordu.
The novel's prose captured the sublimity of human emotions.
Romanın üslubu, insan duygularının yüceliğini yakalamıştı.
The sunset over the ocean was a moment of sublimity.
Okyanusun üzerindeki gün batımı, bir yücelik anıydı.
The ballet performance was a display of artistic sublimity.
Ballet performansı, sanatsal bir yüceliğin sergisiydi.
The poet's words conveyed a sense of sublimity and transcendence.
Şairin sözleri, yücelik ve aşim duygusunu aktarıyordu.
The sublimity of the symphony left the audience in awe.
Senfoninin yüceliği, seyircide hayranlık bıraktı.
did not its sublimity overpass a little the bounds of the ridiculous?.
onun yüceliği biraz saçmalığın sınırlarını aştı mı?.
The painting captured the sublimity of the natural landscape.
Tablo, doğal manzaranın yüceliğini yakalamıştı.
She was in awe of the sublimity of the majestic mountains.
O, görkemli dağların yüceliğine hayran kaldı.
The music filled the room with a sense of sublimity.
Müzik, odayı bir yücelik duygusuyla doldurdu.
His speech was filled with eloquence and sublimity.
Konuşması, zarafet ve yücelikle doluydu.
The cathedral's architecture exuded a sense of sublimity.
Katedralin mimarisi, bir yücelik duygusu yayıyordu.
The novel's prose captured the sublimity of human emotions.
Romanın üslubu, insan duygularının yüceliğini yakalamıştı.
The sunset over the ocean was a moment of sublimity.
Okyanusun üzerindeki gün batımı, bir yücelik anıydı.
The ballet performance was a display of artistic sublimity.
Ballet performansı, sanatsal bir yüceliğin sergisiydi.
The poet's words conveyed a sense of sublimity and transcendence.
Şairin sözleri, yücelik ve aşim duygusunu aktarıyordu.
The sublimity of the symphony left the audience in awe.
Senfoninin yüceliği, seyircide hayranlık bıraktı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir