tarnishes reputation
itibarı zedeler
tarnishes image
imajı zedeler
tarnishes trust
güveni zedeler
tarnishes brand
markayı zedeler
tarnishes character
karakteri zedeler
tarnishes legacy
mirası zedeler
tarnishes honor
onuru zedeler
tarnishes credibility
inandırıcılığı zedeler
tarnishes achievements
başarıları zedeler
tarnishes goodwill
iyi niyeti zedeler
the scandal tarnishes the reputation of the organization.
skandal, organizasyonun itibarını zedeler.
his careless remarks tarnish his otherwise good character.
onun dikkatsiz yorumları, aksi takdirde iyi olan karakterini zedeler.
the lack of transparency tarnishes public trust.
şeffaflık eksikliği, kamuoyunun güvenini zedeler.
years of neglect have tarnished the building's beauty.
yıllarca ihmal, binanın güzelliğini zedelemiştir.
her actions tarnish the legacy of her family.
onun eylemleri, ailesinin mirasını zedeler.
gossip can quickly tarnish a person's image.
dedikodular, bir kişinin imajını hızla zedebilir.
the poor performance tarnishes the team's chances of winning.
zayıf performans, takımın kazanma şansını zedeler.
dishonesty can tarnish a professional career.
dürüstlük eksikliği, profesyonel bir kariyere zarar verebilir.
environmental pollution tarnishes the beauty of nature.
çevresel kirlilik, doğanın güzelliğini zedeler.
his past mistakes tarnish his current achievements.
onun geçmiş hataları, mevcut başarılarını zedeler.
tarnishes reputation
itibarı zedeler
tarnishes image
imajı zedeler
tarnishes trust
güveni zedeler
tarnishes brand
markayı zedeler
tarnishes character
karakteri zedeler
tarnishes legacy
mirası zedeler
tarnishes honor
onuru zedeler
tarnishes credibility
inandırıcılığı zedeler
tarnishes achievements
başarıları zedeler
tarnishes goodwill
iyi niyeti zedeler
the scandal tarnishes the reputation of the organization.
skandal, organizasyonun itibarını zedeler.
his careless remarks tarnish his otherwise good character.
onun dikkatsiz yorumları, aksi takdirde iyi olan karakterini zedeler.
the lack of transparency tarnishes public trust.
şeffaflık eksikliği, kamuoyunun güvenini zedeler.
years of neglect have tarnished the building's beauty.
yıllarca ihmal, binanın güzelliğini zedelemiştir.
her actions tarnish the legacy of her family.
onun eylemleri, ailesinin mirasını zedeler.
gossip can quickly tarnish a person's image.
dedikodular, bir kişinin imajını hızla zedebilir.
the poor performance tarnishes the team's chances of winning.
zayıf performans, takımın kazanma şansını zedeler.
dishonesty can tarnish a professional career.
dürüstlük eksikliği, profesyonel bir kariyere zarar verebilir.
environmental pollution tarnishes the beauty of nature.
çevresel kirlilik, doğanın güzelliğini zedeler.
his past mistakes tarnish his current achievements.
onun geçmiş hataları, mevcut başarılarını zedeler.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir