trailblazing leader
öncü lider
trailblazing spirit
öncü ruh
trailblazing path
öncü yol
trailblazing technology
öncü teknoloji
trailblazing initiative
öncü girişim
trailblazing project
öncü proje
trailblazing change
öncü değişim
trailblazing artist
öncü sanatçı
trailblazing research
öncü araştırma
trailblazing movement
öncü hareket
her trailblazing efforts in technology have inspired many.
teknolojideki öncü çabaları birçok kişiye ilham verdi.
the trailblazing scientist made groundbreaking discoveries.
öncü bilim insanı çığır açan keşifler yaptı.
he is known for his trailblazing work in renewable energy.
yenilenebilir enerji alanındaki öncü çalışmalarıyla tanınıyor.
her trailblazing leadership changed the company's culture.
öncü liderliği şirketin kültürünü değiştirdi.
the trailblazing artist pushed the boundaries of modern art.
öncü sanatçı modern sanatın sınırlarını zorladı.
they are trailblazing a new path in environmental conservation.
çevresel koruma konusunda yeni bir yol açıyorlar.
trailblazing women in history have paved the way for future generations.
tarihteki öncü kadınlar, gelecek nesiller için yol açtı.
the trailblazing initiative aims to improve community health.
öncü girişim, toplum sağlığını iyileştirmeyi amaçlıyor.
her trailblazing book challenged conventional wisdom.
öncü kitabı geleneksel bilgeliği sorguladı.
he received an award for his trailblazing contributions to science.
bilime yaptığı öncü katkılarından dolayı bir ödül aldı.
trailblazing leader
öncü lider
trailblazing spirit
öncü ruh
trailblazing path
öncü yol
trailblazing technology
öncü teknoloji
trailblazing initiative
öncü girişim
trailblazing project
öncü proje
trailblazing change
öncü değişim
trailblazing artist
öncü sanatçı
trailblazing research
öncü araştırma
trailblazing movement
öncü hareket
her trailblazing efforts in technology have inspired many.
teknolojideki öncü çabaları birçok kişiye ilham verdi.
the trailblazing scientist made groundbreaking discoveries.
öncü bilim insanı çığır açan keşifler yaptı.
he is known for his trailblazing work in renewable energy.
yenilenebilir enerji alanındaki öncü çalışmalarıyla tanınıyor.
her trailblazing leadership changed the company's culture.
öncü liderliği şirketin kültürünü değiştirdi.
the trailblazing artist pushed the boundaries of modern art.
öncü sanatçı modern sanatın sınırlarını zorladı.
they are trailblazing a new path in environmental conservation.
çevresel koruma konusunda yeni bir yol açıyorlar.
trailblazing women in history have paved the way for future generations.
tarihteki öncü kadınlar, gelecek nesiller için yol açtı.
the trailblazing initiative aims to improve community health.
öncü girişim, toplum sağlığını iyileştirmeyi amaçlıyor.
her trailblazing book challenged conventional wisdom.
öncü kitabı geleneksel bilgeliği sorguladı.
he received an award for his trailblazing contributions to science.
bilime yaptığı öncü katkılarından dolayı bir ödül aldı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir